Bir yönetmenin varoluşsal sancıları

Biyografi
Bardo, Bir Avuç Doğrunun Yalan Yanlış Güncesi. Netflix (2022)

 

Yönetmen : Alejandro Gonzalez İnarratu.
Oyuncular : Daniel Gimenez Cacho, Ximene Lamadrid, Griselda Siciliani, Fabiola Guajardo, Andreas Almeida
.  

Meta sinema eleştirel bir anlatı biçimi. Öz eleştiri diyebiliriz. Kendini yansıtma kavramının meta sinema içinde, en güzel örnekleri Avrupa sinemasının modern döneminde ortaya çıktı. Fellini tarafından 1963’de çekilen “8 ½” en yerleşik ve ilham veren örneği oldu. Yönetmenin çocukluğundan beri yaşadığı duygu düşünce ve inançların Guido Anselmi karakteri üzerinden izleyiciye aktarılması yanında, bir filmin çekilmesi sırasında ortaya çıkan aksilikler hayatın sinemasal bir dönüşümünü anlattı.

 

Yoksa normal şartlarda biz hep tersini izlemeye alışkınız. Hayatın sinemaya dönüşümü. Meta sinemanın kökeni edebiyatta Proust, Gide, Beckett’in kendi üretim sürecindeki problemlerine odaklanan meta romanlara dayanır. Meta anlatımın en büyük özelliği ise üslubun fazlaca öne çıkmasıdır. Aşırı kamera hareketleri, cesur düzenlemeler, farkındalık yaşanması, anlatıyı alışılmış normların dışına taşır ki, seyirciyi hayal ve gerçek sınırına taşır. İşte bu türün en son örneği iki Oscar ödüllü Meksika asıllı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’dan “Bardo: Bir Avuç Doğrunun Yalan Yanlış Güncesi” ile geldi.

 

İnarritu kendi varoluşsal problemlerini belgeseller çeken bir gazeteci olan ve yine kendisi gibi Meksika kökenli bir yönetmenin zihninden aktarıyor. Alter egosu olan Silverio (Daniel Gimenez Cacho) göçmen olmasının getirdiği ikilemlerle yaşayan kendi çapında başarılı bir yönetmendir. Aidiyet sorunu ve bitmeyen bir vatan özlemi sürekli ruhunu, düşüncelerini kemirip durur. Filmin adı zaten bir geçiş dönemini işaret etmektedir. Bardo sözcüğü Budist inancına göre ölüm ve yeniden doğuş arasındaki aralığı veya eşik durumunu ifade ediyor. Yani gerçek ve kurmaca arasındaki bir yer. Kurmaca sinemada gerçek bir insanlık durumunu yansıtmak için varsa, gerçeklik tersini gösterir. Kurmacanın sınırlarını aşan, kontrol altına alınmayacak kadar büyük ve karmaşadır. Alt başlıktaki “bir avuç gerçeğin” ne kadar gerçek olduğunu nasıl bilebiliriz ki?  Yalanlar gerçek, doğrular yanlışsa kısır bir döngünün tekrarı olmaz mı? Tüm doğrular yalnızca inşa edilmiş bir gerçeklikten ibarettir. Silverio tüm bunların farkındalığını yaşayarak kişisel kurmaca gerçeğini kurmaya çalışıyor.

 

Film bir bebeğin doğumundan saniyeler sonra doktorun kulağına bir şeyler fısıldamasıyla başlıyor. Dünya bir kaos olduğu için doğmak istemediğini fısıldamış doktorun kulağına. Bunu dikkate alan doktor ve hemşire bebeği tekrar anne karnına iade ederler. Bir bebek bile doğmak ve doğmamak arası bir yerdedir. Bu durum film boyu karşımıza gelecek gerçeküstü görüntülerin, kısa hikayelerin tipik bir yansımasıdır. İnarritu, Birdman’de olduğu gibi hikayesini öznel bazen de gerçeküstü olarak anlatıyor. Ama görkemli ve aşırı üslupçu bir şekilde. Akışkan bir kamera, geniş plan çekimler kullanımları yer yer Birdman’deki tek plana geçişler seyirciyi sersemletiyor. Tabi ki kamera arkasında Darius Khondji olunca böylesine ustalık isteyen çekimler aksaksız ilerliyor. 

İnarratu’nun gözünden büyülü gerçekçi anlatımın en yoğun şeklini deneyimliyor seyirci. Açılışta çölde yürüyen bir adamın gölgesinin kısa bir süre sonra uçmaya başlaması, metroda elinden düşen aksolot (farklı bir genetik yapıya sahip bir semender türü) torbasının açılması ve içindekilerin etrafa saçılması annesinin evinden çıktıktan sonra Meksika sokaklarında yaşadıkları arka arkaya düşünüldüğünde birbiriyle bağlantısız anlar olarak algılanıyor. Seyirci olarak filmin içine girmek çok zor. Erkekler tuvaletinde ölmüş babasıyla yaptığı konuşmadaki babasının “hayat anlamı olmayan bir olaylar dizisidir” cümlesi sanırım tüm filmin anlamını gösteriyor.

Gerçek ve hayal arasındaki kapı hep aralık. İnanmak veya inanmamak bize kalmış.

 

Inarritu, Meksika tarihi üzerine de eleştirilerini yapıyor. Meksika’nın kurucusu İspanyol sömürgeci Herman Cortés ile Aztek ceset piramidi üzerinde yaptığı sohbet, Meksika’da kutlanan yenilgiler, 175 yıl önce Amerikalılara satılan topraklar hepsi yalan yanlış bilinen gerçekler güncesine kaydedilmiş.,

İddialı, görkemli fakat içeriğine nüfuz etmenin çok zor olduğu bir film. Zaman içinde kült bir başyapıt sınıfına girerse asla şaşırmam.   

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *