Sarı zarfların kararttığı yaşamlar

Güncel

Sarı Zarflar-(2026)

Yönetmen: İlker Çatak.

Oyuncular: Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık.

 

 

Fatih Akın imzalı Duvara Karşı’dan 22 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan ikinci Türk filmi “Sarı Zarflar-Gelbe Briefe” oldu. Aydınların hayatlarını kıran, düşünceye düşman, politik gücün yarattığı bir kıyımdan yola çıkarak, sanatçı bir ailenin hayatının dipten sarsılışını incelikle yazılmış bir senaryo üzerinden anlatıyor. Hatırlayalım, benzeri bir vaka 2016’da “Barış için Akademisyenler” bildirisini imzalayanların başına gelmişti. İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in birlikte kaleme aldıkları senaryo, yaratıcı bir seçimle Türkiye’yi alıp Almanya sınırlarına koyuyor. Bu arada senaryo yazılımı sırasında barış bildirisi mağduru birçok isimle de konuşulmuş. Malum, sarı zarflardan bir Türkiye gerçeği olarak, çoğunlukla umut verici haberler çıkmaz.   

Açılış jeneriklerinde karşımıza çıkan “Ankara yerine Berlin”, “İstanbul yerine Hamburg” etiketleri, olay örgüsüne evrensel bir boyut kazandırıyor. Benzer politik baskıların pekala bugün demokrasi savunuculuğu yapıyor gözüken, her ülkede, yaşanabilirliğinin altını çiziyor. Sanki Almanya’nın 1933-1945 arası yaşadıklarını hatırlatıyor. Göçmen yaşam sürenler, içlerindeki özlemi, “bir yerleri”, “bir yerlere” benzeterek dindirirler. Sonuçta İlker Çatak ve Ayda Meryem çifti de hem Alman, hem de Türk olarak iki kültürlü kimlikler.

Almanya’da mecazi bir Türkiye yaratma fikri yanında, “Derya Tufan rolünde Özgü Namal”, “Aziz Tufan rolünde Tansu Biçer” jenerik yazılarıyla da, kendi kimliklerinden birer parça sunuyor gibiler… Farklı limanlara uğrayan senaryoda, sanatçı etiği tartışılırken, var olmak için sanattan ne kadar taviz verilir sorusu kafamızı karıştırıyor. Net bir yanıt çıkmasa da, her iki tarafın da haklılığı tartışılmaz. Ayrıca yandaş muhafazakarlığın aydın, seküler kimliklere dinmeyen hoyratlığına, öfkesinine bir kez daha tanık oluyoruz. Politik baskı ise öykünün can damarı.

 

TUFAN AİLESİNİN ÇIKMAZLARI

 

Derya ve Aziz Ankara’da konforlu bir sanatçı hayatı sürerlerken, Aziz’in yazıp Derya’nın başrolde oynadığı bir eserin tepedekilerden birilerini rahatsız etmesiyle eser yasaklanır. Esas mesele Derya’nın oyun sonrası, mülki erkanla ayni fotoğraf karesine girmek istememesidir. Sözünü sakınmayan, sivri dilli Derya’nın tiyatro yönetimine sarf ettiği sözler sonlarını hazırlar. Yaşam alanları bir anda yıkılır ve devlet tiyatrosundan açığa alınırlar, Aziz’in akademisyenliği de keza ayni akıbete uğrar. Geçim derdinin baş göstermesiyle de Ankara’yı terk edip İstanbul’da Aziz’in annesinin (İpek Bilgin) evine sığınırlar. 14 yaşındaki kızları Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) değişen çevresinin yarattığı mutsuzluk yanında, ailenin mecbur kaldığı emanet hayat, karı koca ilişkilerini de kökten sarsmaya başlar. Aziz’in sanatını sürdürme hayalleri yerini geceleri taksi şoförlüğüne bırakır. Yine de bir şeyler yazıp sahnelemek motivasyonundan kopmamaya çabalar. Yerel küçük bir sahnede yaşadıklarını öykülediği “Sarı Zarflar” adı altında bir eseri sahneye koyma provalarına başlar.  

Derya’nın uzun süredir arayıp sormadığı ağabeyi Salih’e (Aydın ışık), Kaz Dağları’ndaki bir aile toprağının satılması niyetiyle yaptığı ziyaret, metazori bir ilişkiyi başlatır. Yandaş muhafazakarlığın haza bir temsilcisi olan ağabey, aydınlara karşı içinde birikmiş öfkesini kusma fırsatını kaçırmaz.

 

SANATÇI KİMLİĞİ TARTIŞMASI

 

Aziz ve Derya arasındaki gerginlik finalde oldukça sert bir tartışmaya dönüşür. Karşılıklı yargılama, öfke ve aşağılama vardır sözlerde. Sanatçı maddiyat için sanatından ne kadar ödün vermelidir? Aziz’in cephesinde asla ödün vermemek görüşü hakim olsa da, Derya için hayatta var olabilmek için bir şeylerden vazgeçmek gerekir düşüncesi hakimdir. Bu sanatçının çocuğuna karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerekli değil midir?

Bir tiyatro sanatçısı diziler de oynayarak, sanatçı kimliğini yitirir mi? Şahsen yakın çevremde de uzun zamandır tanık olduğum, sıcak tartışmalardan birisidir. Sahne tozu yutmuş bir oyuncunun sahneden vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi iyi seçilmiş rollerde de, dizilerde neden oynamasına? Sinema dünyasından tanıdığımız birçok oyuncunun onca şöhrete rağmen sahneden vaz geçemediği gerçeğine vakıfız.

 

Aziz’in yaşadıklarından yola çıkan, “Sarı Zarflar” adındaki deneysel tiyatro oyunu, ülkenin politik iklimini yansıtan repliklerle dolu. Cesur ve isyankar sözler, sahnedeki çarpıcı final filmin çok beğendiğim bir açılımı oldu. Ayrıca Aziz provalar sırasında Derya’nın artık kendisi gibi düşünmediğini anlar.

Düşündükçe daha çok sevdiğim, özüne vakıf olduğum bir film oldu “Sarı Zarflar”. İlker Çatak’ın İskandinav sinemasına yakın sinema dili ve hüzünlü atmosferi anlatımını güçlendiren yönleri. Ingmar Bergman’ın aile içi çatışmalarını anımsatan veya onun izinden giden, “Manevi Değer” ile son Oscar sahibi Joachim Trier’in yanıtı seyirciye bırakan üslubu. Mesafeli, seyirciyi duygusal anlamda çok kucaklamadan düşünmeye yönlendiren bir anlatım, seyirciyi film sonrasında da fazlasıyla meşgul edecek güçte. Diyaloglar incelikle, adeta elekten geçirilerek yazılmış, büyük bir senaryo başarısı var ortada.

 

Uzun yıllardır perdede izlemediğimiz Özgü Namal harika bir performansla iyi ki geri dönmüş dedirtiyor. Karakterinde yerine göre atarlı nüanslara geçişlerinde, doğallığını hiç kaybetmiyor. Karşı kutbunda Tansu Biçer ölçülü, temkinli bir kimlikte sanatçı içe dönüklüğünü mükemmel veriyor. Finaldeki biriktirdiği öfkeyi kusması harika. Ezgi’de Leyla Smyrna Cabas’ın yaşının sıkıntılarını yansıtan oyunculuğu gelecekte adından sıklıkla bahsettireceği muhakkak. Babaannede İpek Bilgin kültürlü, bilgece davranışlarıyla aileyi dengeleyen kimliğiyle filmin en samimi karakteri. Aydın Işık kindarlığı yüzüne vurmuş ağabey karakterinde çok iyi.

 

İlker Çatak “Öğretmenler Odası” filminden sonra bu filmiyle çıtayı biraz daha yükseltiyor. İki kültürlü yönetmen kimliğini daha da olgunlaşmış işlerde göstereceği kesin.

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *