Karanlık Gece-2022
Yönetmen: Özcan Alper.
Oyuncular: Berkay Ateş, Pınar Deniz, Taner Birsel, Sibel Kekilli, Cem Yiğit Üzümoğlu.
“Karanlık Gece” hazmı zor bir film. Gerginliğin ara vermediği, izlerken içimizde biriken öfkenin sıkışıp kaldığı bir 115 dakika geçirtiyor. Özcan Alper’in son Antalya Film Festivali’nde en iyi film ve en iyi yönetmen ödülü aldığı film, bu yıl “Kurak Günler”’den sonra gelen en güçlü yerli film. Her iki filmin de yönetmenlerinin soyadı Alper olunca karışabiliyor. Akrabalıkları yok. Filmin çekimi esasında 3 yıl öncesine dayanıyor, vizyonda 4 yıl gecikmeyle izliyoruz. Yine taşrada ataerkil sistemin maçoluğu ve kurduğu kuralsız hakimiyet var. Dışarda kalanların dışlandığı, kovulduğu bir sistemdir, taşra yaşamı. Rakı sofralarında kafalar yükselmesiyle, yükselen erkeklik gösterileri, ava çıkmanın delikanlılık olduğu malum sistem. Küçük olsun, bizim olsun, kuralları biz koyarız sistemi. Kalabalıksak vicdanı da bir kenara bırakırız. Sorgulamaz, çokluktan alır gücünü. Suç birliği önemlidir. En ürkütücü atasözümüz “kol kırılır, yen içinde kalır”, var ya… İşte linç kültürünün en büyük koruyucusu olan bir sözdür…
İshak annesinin hastalığı nedeniyle 7 yıl sonra köyüne geri döner. Torosların tepesinde, kerpiç evlerin yaşam mekanı olduğu, doğanın göz alabildiğine uzandığı bir köydür. Giriş bölümünde genç adamın (Berkay Ateş) 7 yıl önce köyünü terk edip, geri dönmediğini, barlarda pavyonlarda saz çalarak geçindiğini anlıyoruz. Sanki bir şeylerden kaçar gibidir. Unutmak istiyor gibidir. Annesi hasta olmasa köye dönesi bile yoktur. Köye gelmesiyle geçmişte yaşanmış, onu içindeki ‘kaçak’ hayata mahkum eden anılar canlanmaya başlar.
O yıllarda köye devletin gönderdiği, orman mühendisi Ali(Cem Yiğit Üzümoğlu) tayinle gelir. Doğa sevdalısıdır, sırtında gitarı aydınlık yüzlü bir gençtir. Aynı zamanda orman muhafaza görevlisi olarak da görev yapar ve silah taşıma yetkisi vardır. Ali kaçak avcılığa önlem almaya başlar. Kanunsuz yerleştirilmiş kapanları toplar. İşlerin değiştiği, köy halkıyla anlaşamadığı nokta da burada başlar. Şehirden gelmiş, tahsilli, kurallara saygılı bir insanın, taşra erkinin yazılmamış, babadan oğula geçen kurallarıyla uyuşması nasıl olacaktır? Gerilim tırmanmaya başlar. Köy efradı içinden bir tek İshak ile dostluk kurabilir. Üniversite hayali kuran Sultan (Pınar Deniz) ise ondan etkilenmiştir.
Olanları İshak’ın gözünden izliyoruz. Onun ne hissettiği, onu dumur eden vicdan azabının sebebini geri dönüşlerle anlıyoruz. Her şey gecenin bir saatinde zifiri karanlığın içinde olup bitmiştir. Herkes susmuş, herkes suç ortaklığı yapmıştır.
Obruklar, “Kurak Günler” filminden sonra bir kez daha önemli bir unsur. Toplumun ayrışmasını temsil eden metaforik göndermesi yanında bu kez İshak’ın arayışlarında onu zorlayan, içini döktüğü sert doğa parçasını temsil ediyorlar.
Gerçek mekanlarda hiçbir dijital efekt kullanılmadan yapılmış meşakkatli bir film “Karanlık Gece”. Öykü sert, ilk yarı İshak’ın iç hesaplaşmasıyla geçiyor. İkinci bölümde harekete geçmesi ve susan kalabalığın topyekun cephe alması sinirleri iyice geriyor. Nefes aldırmayan bir gerilim ve karanlık hakim. Taşranın değişmeyecek maço kuralları karşısında tiksiniyor insan… Birlikten doğan bir vicdansızlık var. Suçun bireysel değil toplumsal olduğunun kanıtı.
Oyunculuklar olağan üstü. Genç neslin güçlü performansları karşısında Taner Birsel meczup gibi dolaşan babada, kısa ve hafızalara kazınan bir oyunculuk sergiliyor.
Memleketin gittikçe artan hoşgörüsüzlük kaynaklarından birisi olan taşra erki üzerinden unutulmayacak bir film “Karanlık Gece”.
Unutulmaması da gerekiyor. Böyle gelmiş, böyle mi gidecek? Kente yerleşen taşra efradının da, kendi kültürünü asimile etmediği sürece ortaya çıkan öfke ve şiddet dinemez.



