Amerikan rüyasının ölümü

Gerilim
Kibarca Öldürmek-Killing Them Softly-2012-MUBİ

Yönetmen: Andrew Dominik.

Oyuncular: Brad Pitt, James Gandolfini, Ray Liotta.

 

“Amerika bir ülke değildir, bir işletmedir.” Suç filmi “Kibarca Öldürmek-Killing Them Softly” öyküsünü bu düşünce üzerine kuruyor. Obama dönemidir birlik, beraberlik, mutlu Amerikalı söylemleri havalarda uçuşmaktadır. Yeni Zelandalı yönetmen Andrew Dominik Amerikan rüyasının arka yüzünü aralıyor, bir kumarhane soygunu ve sonrasını anlatıyor. Ekonomik krizle sarsılmış bireyler ve umutsuzluk had safhadadır. Çok sevdiği uzun diyalogları ve karakter çatışmalarını yer altı dünyasına taşıyor. Kendisini en çok yine Brad Pitt/Casey Affleck ortaklığında çevirdiği “Korkak John Ford’un Jesse James Suikastı” filminden tanıyoruz. Bol diyaloglu, karakter ağırlıklı sıra dışı bir western yapmıştı.

 

Kurduğu agresif ve tedirgin atmosfer anlatımının temelini oluşturuyor. Her an herkesin herkesi vurabileceği, dostlukların yalan olduğu bir yer altı dünyasını anlatıyor.

İki sokak arası tipi olan Frankie (Scott Mc Niary) ve Russsel (Ben Mendelsohn) kendilerine bir soygun planı sunan Johnny (Vincent Curola) yönlendirmesiyle kumarhane soyarlar. Olay suç dünyasının esas babalarının hiç hoşuna gitmez bu iki ‘loser’ tipin peşine kiralık katilleri salarlar. Bunlardan Jackie Cogan (Brad Pitt) bunlardan en kariyerli olanıdır. Uzaktan kurbanlarını kibarca vurmasıyla ünlüdür. Soğukkanlı ve kontrollü olmasıyla da tanınır. Arka sokak kumarhanesinin soyulması neden bu kadar önemsenmiştir ?

 

Andrew Dominik arka plandan duyurduğu politik konuşmaları sık tekrarlayarak vermek istediği mesajı sürekli gündeme taşıyor. Wall Street krizi, 2008 Başkanlık seçimi zamanlarını hatırlatıyor ve tek motivasyonu para olan organize suç dünyasının da, değişen para politikalarından kopuk olamayacağını gösteriyor. Kazanç düştükçe yer altı patronları da arada sıkışıp kalır. Politika ve mafya nasıl iş birliği yapmasın?

 

“Kibarca Öldürmek” bol karakterli bir mega prodüksiyon havalarına hiç girmiyor. Küçük ve sade hikaye tüm gücünü karakterler arasındaki dinamiklerden alıyor. Ray Liotta ve James Gandolfini gibi bugün artık aramızda olmayan iki karakter oyuncusunun performansları olunca, fazla karaktere de gerek kalmıyor. Brad Pitt ve Gandolfini arasındaki diyaloglar yer yer Soprano dizisinin bir bölümü havasında. Liotta ise her çıkışıyla “Sıkı Dostlar-Good Fellas” filmini hatırlatıyor. Gerçekten bu iki oyuncu kadar yer altı dünyası karakterleriyle özdeşleşmiş oyuncu sayısı azdır.

 

Gangster türüne eklediği bol kara mizahla Dominik mesajlarının gücünü arttırıyor. Jefferson’dan başlayan eşitlik söylemleri Obama’ya uzanırken, Amerika Rüyası tanımlamasıyla da bir güzel dalgasını geçiyor. Aksiyon sahnelerindeki yavaş çekimlerle şiddet estetiğinin babası Sam Peckinpah’a yaklaşırken, ruhen de Terence Malick varoluşçuluğuna öykünüyor.          

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *