Başkadır bu memleketin insanları

Diziler

Bir Başkadır-(2020)- NETFLIX

Yönetmen ve Senaryo: Berkun Oya.

Oyuncular: Öykü Karayel, Fatih Artman, Settar Tanrıöğer, Funda Eryiğit, Defne Kayalar, Tülin Özen, Derya Karadaş.

 

“Bir Başkadır” dizisi bir dönem üzerinde en fazla konuşulan yerli dizi oldu. Ülkemiz insan ilişkilerine kesişen yaşamlar üzerinden bir bakış sunuyor. Ön plana aldığı karakterlerine yoğunlaşan, gereksiz entrika arayışına girmeyen, samimi olmaya çalışan bir anlatıyla seyirciyi yakalamaya çalışıyor.

Karakterlerinin yaşam biçimlerini, travmalarını, korkularını kısaca yaşama tutunma şekillerine gerçekçi bir yakınlaşma çabası içinde. Yer yer belgeselci bir gözle tarıyor. Diyaloglar, arayışları, üstü kapalı duygular, sosyal baskının izin vermediği gerçekleri dile getiriyor. Şahsen en çok dizinin sinemasal tatlar içeren, dizi dünyasına çok da hitap etmeyen, kişilikli anlatımı etkileyici.

Berkun Oya, yazıp, yönettiği 8 bölümlük bu mini dizide, ülkemizin farklı kültürel ve sosyolojik yapısına, farklı mahallelerde yaşayan aile yaşamları üzerinde bir uçuş yapıp, pencerelerinden içeri giriyor. Eğitimli, entel, mutaassıp, zengin, fakir, amaçsız insan portreleri çiziyor, yaşamlarını bir şekilde kesiştiriyor. Varoluş çarpıntıları, çatışmaları sakin veya yüksek diyaloglar içinde karşımıza geliyor. Çoğunluğu hepimizin yakınında, yanı başında olan insanlar olduğunu düşündürüyor. Kurmacanın gerektirdiği şekilde karakterlerini keskin kalıplara sokuyor.

Memleketin yakın geçmişinde en fazla tartışılan, dindar ve seküler kesimdeki sosyal çatışmalar sahne buluyor dizide. Abartısız, sahici, iç dönük diyaloglarla karşılaşıyoruz. Mutluluğun tarifinin eğitimle karşılık bulmadığını görüyoruz. Her iki tarafın çatışmalarının ayarı kaçmış bir ön yargı üzerinde vücut bulduğu ortaya çıkıyor. Anlaşmanın, ortak bir konsensüsün, ancak ortak lisanla olabileceği gerçeği sık sık karşımıza çıkıyor. Eğitimli kesimin daha mutsuz portreler çizdiği bir dünya var. Gerçek mi? Mümkün. Fakir kesimin mutluluk arayışı bambaşka mecralarda akıyor. Onların karşılaştığı zorluklar önce hoyratlık karşısında duruşla başlıyor. Ataerkil kuralların aşılması mümkün müdür? Çok mümkün gözükmüyor. 

Dizilerde çok göremediğimiz İtalyan Yeni Dalgası’na yaklaşan bir sinema dili hakim. Kamera yakın plan ve sabit açılarda karakterlerin duygularına düşüncelerine yer açarcasına sakin sabırlı ve uzun planlara odaklı. Işık kullanımı, mekanların ruhunu yansıtan renkler, loşluklar mükemmel seçilmiş. Kireç badanalı mekanlardan akıllı modern evler arası geçişler kusursuz ve çoğunlukla terlik simgesi üzerinden. Tüm dizinin ruhunu en güzel, Türk ev geleneğinin aynası terlikler üzerinden yansıyor. Eşiklerde ve hollerde alel acele giyilen terlikler zamandan ve mekandan bağımsız, asla değişmiyor.

İlk 3 bölümün sonunda gelen Ferdi Özbeğen şarkılarının videoları, aralarda eski Yeşilçam film müziklerine uyan melodiler, geçmişin birlikteliğine, saflığına nostaljik dokunuşlar getiriyor  

Oyunculuklara gelince Öykü Karayel göz alıcı bir performansla Meryem karakterine hayat veriyor. Cin gibi akıllı, baskılanmış muzırlık karakterine çok yakışmış. Behçat Ç’den bu yana oyunculuğunu farklı rollerle geliştiren Fatih Artman tutucu, ataerkil Yasin karakterinde keza mükemmel bir performans sunuyor. Dizide kötü oyunculuk kesinlikle yok, yalnızca az işlenen karakter var. Anlayışlı, modern görüşlü hocada Settar Tanrıöğer, geçmişin travmaları altında ezilen Ruhiye’de Funda Eryiğit, farklı dünya görüşünün böldüğü psikiyatrist/ev kadını Gülbin/Gülan kız kardeşlerde Tülin Özen ve Derya Karadaş çok iyiler.

Dizi birçok kesimde konuşulan ortak konu oldu. Sonuç olarak empati her taraf için gerekli. Gerekli olmasına gerekli de herkes kendi mahallesinde daha mutlu değil mi? Ayrıca tepeden bakış insanın elinde olmadan vazgeçemediği bir davranış şekli değil midir? Tüm anlatı bana sanki Cihangir kesiminin bir yüzleşmesi gibi geldi…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *