Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar mıdır?

  • Home
  • Komedi
  • Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar mıdır?
Dünya Sineması

Kare-The Square (2017)

Yönetmen: Ruben Östlund
Oyuncular : Claes Bang, Elisabeth Moos, Dominic West, Therry Notary .

 

Ruben Östlund ilk Cannes başarısını 2013’de Belirli Bir Bakış Bölümünde “Force Majeure-Turist” ile kazandı. Baba erkil toplumda erkeğin koruyucu rolünü tartışan, batı toplumuna ironik bakış atan bir filmdi. İkinci filmi 2017 Cannes’dan Altın Palmiye alarak dönen “Kare” batı uygarlığının sürdürülebilir imajı ve karanlık yüzü arasındaki tezatlara odaklanıyor. Kibir, ön yargı, bireysellik, duygusuzluk, yabancı düşmanlığı, egoizm içinde kıvranan bireylerine ayna tutmaya devam ediyor İsveçli yönetmen Ruben Östlund. Yönetmenin ikinci Cannes zaferi ise geçtiğimiz yıl ”Hüzün Üçgeni-Triangle Of Sadness” oldu.

 

Konu uygarlık, insani yardım gibi güçlünün tepeden bakan açılımları olunca, batılı toplumlar “mangalda kül bırakmıyorlar”, sıkıştıklarında hele insanoğlunun bir türlü örtemediği zayıflıkları ve karanlık yüzünü gösterdiği durumlarda “ne uygarlık ne de kültürel değer kalır” demeye getiriyor. Her şeyden önce provakatif bir yaklaşımı var. Provakatif olmak için değil bir gerçeği göstermek anlamında bir provokasyon.

Öykünün ana karakteri Stockholm modern sanat müzesinin baş küratörü Christian (Cleas Bang). “Farklı yaratımcılık” ürünü diyebileceğimiz sanat eserlerini sergileyen, her şeyden önemlisi ifade özgürlüğüne değer veren entelektüel bir sanat adamı. Son sanatsal seçkisi ise Arjantinli bir sanatçının(4mx4m) boyutlarında bir kare alanıdır. Bu alan içinde olan insan güvence altında demektir, eşittir en önemlisi yardım isteğine diğer insanlar mutlaka cevap vermek zorundadır.

Mülteci sorunuyla birlikte büyüyen duyarsızlığı ve ırkçı tepkileri yansıtan birçok sekans filmin ana mesajını destekliyor. Mülteci temsili olan oğlan çocuğu mükemmel bir metafor olmuş. Östlund ayrıca modern sanatın kapitalizmin bir uzantısı olduğunu ve bunu destekleyen zenginlerin de sanatı sevmekten çok, sosyal statü uğruna, karşılığını alacakları garanti bir yatırım aracı olarak gördüklerini örnekliyor.

 

MODERN SANAT BURJUVAZİSİ

Modern sanatın birçok eserini de saçmalık olarak düşünüyor. Sürpriz sekanslarla uygarlık maskesi altına gizlenen batılı ikiyüzlülüğe oklarını saplıyor.

Seçkin, entel bir davetli topluluğu önünde sergilenen provokatif bir “maymun adam” gösterisinde yaşananlar sinema tarihinin en ilginç anlarından oluyor. Christian’ın çalınan telefonu ve cüzdanı sonrası mülteci insanlara sergilediği aşırı tepkiler de filmin akılda kalan olayları arasında.

Batılı entelektüel Christian’ın müzesinde sergilemeye çabaladığı insani duyarlılık portresi profesyonel bir gösteri olmaktan öteye geçemiyor. Özel yaşantısında kibirliliği tartışılmaz, empatiden yoksun bir birey. Hümanizm adına söylemler sadece dışarıya karşı öğrenilmiş, denenmiş risk taşımayan profesyonel formüller üzerine kurulu.

Olayların episodik sıralanması, filmin hedefi olan “yabancılaştırma atmosferi” dilinin bir parçasına dönüşüyor. Yardıma muhtaç, sokaklarda yaşayan insanlara mesafeli umursamazlık kadar, günümüz toplumunda kimsenin kimseye yardım etmemesinden yakınıyor Östlund. Sokakta telefon rica ettiği insanlar yüzüne bile bakmıyor veya çocuklarını kaybettiği AVM’de kendisine sadece biraz önce sadaka vermeyi düşünmediği dilenci yardımcı oluyor.

Kısaca medeniyetin ipliğini pazara çıkarıyor İskandinavyalı yönetmen. Kuzey toplumlarına her zaman hakim olmuş “ben merkezcilik” davranışının, empati eksikliğinin artık daha da arttığını söylüyor.

Oyunculuklarda Christian’da Danimarkalı oyuncu Claes Bang ile çok uzun süre geçirmemize rağmen, onu sıkılmadan izliyoruz. İkilemler içindeki tereddütlü oyunculuğu karakterini çok iyi yaşatıyor. Kısa rolüne rağmen dizilerin ödüllü oyuncusu Elisabeth Moos’u gazeteci Anne karakterinde çok iyi. Maymun Adam performansında Fransız performans oyuncusu Terry Notary şaşırtıcı bir beden dili sunuyor. Performans gösterilerinde gösterinin nereye gidebileceği muammadır. Anlık gelişmeler olabilir. Oluyor da…

 

2022 Cannes Festivali’nde yeni filmi “The Triangle of Sadness” ile Östlund bir kez daha Altın Palmiye ödülüne layık görüldü.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *