Alien evrenine dönüş…

Bilimkurgu
 
Alien Romulus-2023
Yönetmen: Fade Alvarez.
Oyuncular: Cailee Spaeny, Archie Renaux, İsabela Merced, Spike Fern, Aileen Wu.

Alien bir uzay yaratığı olarak harika bir tasarım. İsviçreli sürrealist ressam Hans R. Giger’ın yarattığı tasarım  ikonik bir uzay yaratığı oldu. Ürkütücü bir estetik harikası. Tasarım ilk 1979 Ridley Scott filmi Alien’de karşımıza çıktı. Bilimkurgu ve gerilimin birleştiği bir başyapıt oldu.

 

Scott devamını yapmayı asla onaylamasa da yatırımcıların onu dinleyemeye niyetleri yoktu. Sonrasında sinemanın başarılı yönetmenleri James Cameron, David Fincher, Jean Pierre Jeunet gibi dev isimler “Alien” organizmasını sırayla bir seriye çevirdiler. Hiç birisi ilkinin düzeyine ulaşamadı. 2012’de Ridley Scott devamlarını onaylamadığı Alien evrenine geri döndü ve bir toparlama yapmak için Prometheus’u çevirdi.

 

Sinema endüstrisi para kazanma odaklarını değiştirmek istemez onları biçimsel dokunuşlarla tekrar tekrar servis eder. Son “Alien: Romulus”’ta bu hedefin bir parçası olarak yeni jenerasyonlara servis ediliyor. Yapımcı kadrosunda Ridley Scott var ve belli ki retro yapının kurulmasında büyük pay sahibi olmuş. Yönetmen Uruguay asıllı Rede Alvarez korku ve gerilim janrında klasik diyebileceğimiz işlere el atmaktan çekinmeyen bir isim. Eskileri yenilerken şiddet dozunu arttıran dokunuşlar yapmayı sever. Kısaca “slasher” severliği ön planda, kanı bolca akıtır. “Evil Dead” gibi Sam Raimi’nin devrim yapan bir korku klasiğini 2013’de yeniledikten sonra 2018’de “Örümcek Ağındaki Kız” ile Lisbeth Salander’in aksiyon dünyasına girdi. Her ikisi de tekrar çevirimler için ortalamayı tutturan işlerdi. Nihayet kendi yarattığı “Nefesini Tut-Don’t Breath” ikilemesiyle korku/gerilim evreninde sağlam bir yer edindi.

 

Alvarez, Alien evrenini 1979 versiyonunda Ridley Scott’un görselliğine sadık kalarak kurmuş. Örneğin yaratıklarda CGI yerine animatronik kuklalar kullanarak yapay zeka efektlerden uzak durmaya çalışmış. Uzay gemisinde uzun loş koridorları, dar geçişleri, açılıp kapanan kapılarıyla ilkinin çok benzeri bir konstrüksiyon yapılmış. Açılıp kapanan kapılar yaratıklardan kaçarken gerilimi arttıran mekanizmalar olarak çok işe yarıyor. Unutulmaz göğüs duvarını delerek çıkan yaratık bir kez daha tekrarlanıyor.

 

Geminin çalışma prensiplerinde seyirci tarafından kolayca anlaşılmayacak birçok teknik detay var. Değişen yerçekimi güçleri, yakıt tankları, iki geminin kilitlenme mekanizmaları gibi… Sonuçta ilk filmde Alien sadece finalde tek bir yaratık olarak, tüm korkutuculuğuyla karşımıza çıkmıştı. Bu kez laboratuvar ortamında yetişmiş binlerce küçük yaratık, Xenomorf etrafa saldırıyor. Çokluk bir süre sonra korkutuculuğu, aksiyon fazlalığı akılda kalıcı anları azaltıyor. Kan yerinen asit salgısı da tekrar kullanılıyor.  

 

Filmin sürprizleri arasında Ian Holm’un ilk filmde canlandırdığı Android Ash karakterinin, çeşitli efektlerle tekrardan canlandırılarak Rook isminde bir Android olarak karşımıza gelmesi var. 88 yaşında  yaşamını kaybetmiş olan Holm’un bu şekilde canlandırılması çeşitli tepkilere yol açtı, bazı çevreler bunu saygısızlık olarak nitelendirdi. Yapay zeka olmadan bir oyuncunun canlandırdığı yapay zekanın şimdi onu canlandırıyor olması ironik bir durum. Sonuçta ailenin izniyle gerçekleşmiş bir canlandırma.

Sonuçta kapitalist sistemde, insanları madenlerde köleleştiren Weyland Vutani şirketine karşı çıkan isyancı yeni bir jenerasyon Alien efsanesine katılıyor.

Yeni Ripley yani Rain’de, Cailee Spaeny asla bir Sigourney Waever karizmasına sahip değil. Daha duygusal daha içe kapanık bir karakter. Devamında da karşımıza geleceği muhakkak. Sonuçta Fede Alvarez gerilimi yaratmayı biliyor. Günün sonunda, yeni bir Alien filmine gerek var mıydı? sorusuna, 1979 Ridley Scott imzalı ilkini seyredin yeter derim.  

 

               

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *