Güzel Bir Sabah-Un Beau Matin-2022-MUBİ
Yönetmen Mia Hansen-Love
Oyuncular: Léa Seydoux, Pascal Gregorry, Melville Poupaud, Nicole Garcia.
“Güzel Bir Sabah-Un Beau Matin” sonrası ruhumda tatlı/buruk bir kıvamında bir duygu tortusu kaldı. Aile, aşk, yaşlılık, yalnızlık, sahiplenme etrafında dönen pastel renklere boyanmış, Paris’i mekan alan büyük kent romantizmi. Dram ile fena halde sarmalanmış bir romantizm.
Genç Fransız kadın yönetmen Mia Hansen-Love iki yıl üst üste Cannes Festivalinde farklı yarışma bölümlerine kabul edildi. Bir önceki filmi “Bergman Adası” film içinde film anlatımı ve İsveçli usta yönetmen Ingmar Bergman’a övgü dolu göndermeleriyle dikkat çekmişti. Bu kez kendi yaşamından esintilerle eğitimli insanların ilişkileri üzerine odaklanıyor. Öyküsünü son derece sakin tonlarda anlatırken, alttan da ’eğitimi bir kenara koy, insani ilişkilerdeki duygusallık ve egoizm değişmez dürtülerdir’ demeye getiriyor.
Filmde yansıttığı aile yaşamında da Hansen-Love’ın öz yaşamından alıntılar mevcut. Öyküsünde felsefe öğretmeni baba Georg (Pascal Gregorry) ve simültane Almanca/Fransızca tercümanı kızı Sandra (Léa Seydoux) arasındaki ilişkisini ön planda anlatıyor. Baba nörodejeneratif bir hastalığın pençesinde her geçen gün anımsamakta, kendi yaşamını tek başın sürdürmekte zorlanırken, Sandra hem onu hem de kızı Linn’i yönetmekte zorlanır. İş hayatı ve aile problemlerinin üstüne hiç beklemediği bir anda, üstelik gizli kalması gereken bir aşk ilişkisi de eklenince dağılma, çözülme noktasına gelir.
Sandra’nın hayatı kadar babasının hastalığı ve bir bakım yurduna yerleştirmesi ön planda işleniyor. Çalışan bir dimağın işlevini kaybetmesinin ne kadar hazin bir olay olduğu çok gerçekçi tonda yansıtılmış. Bir bakım yurdunun atmosferi ve burada yatan diğer hastaların çaresiz durumları yaşlılığın hastalığa dönüşmesinin trajik sahneleri olarak da yüreği buruyor. Devlet kurumunun yetersizliği, özel kurumun pahalılığı ne yazık ki yaşlılık bakımının evrensel sorunu.
Sandra’nın beklemediği bir anda eski dost Clément (Melville Poupaud) ile başladığı ilişki hayatına yeni bir sorun ekler. Astrofizik uzmanı Clément’ın yürümeyen evliliğinde, ne karısını terk etmeye ne de Sandra ile birlikte yürümeye karar verebilir. Burada erkeğin inandırıcılığını yitirmesi an meselesidir. Her iki oyuncunun aşk sahnelerindeki uyumlu kimyası aralarındaki duyguyu inandırıcı kılıyor. Genç yönetmen bu konuda oyuncularından çok iyi performanslar almış. Sandra’daki Léa Seydoux’nun birlikte geçirdikleri anlarda veya tereddütlü durumlardaki parlak oyunculuğu saf duyguları iletmekte mükemmel.
Seydoux günümüz Fransız sinemasının en iyi oyuncularından birisi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Baba Georg’da, Pascal Gregorry çok çok iyi. Kıdemli kadın oyuncu Nicole Garcia “benden daha geçmedi genç aktivist eylemlere de katılırım” havalarındaki hoppa karakteri de renk katıyor. Tabi, babanın kitaplarını sahiplenmemesi de çok egoist kaçıyor.
Finalin aşka ve yaşama övgüsü çok güzel olmuş.



