Yaratamama acıları

Dünya Sineması

Acı Ve Zafer /Dolores Y Gloria (2019)

Yönetmen : Pedro Almadovar.

Oyuncular : Antonio Banderas, Penélope Cruz, Asier Etxeandia, Leonardo Sbagrilia.   


Yaratıcılık zaman zaman krize girer. Artık üretemeyeceğim kaygısı, sanatçıyı tüketir. Benliğin kendi içinde bir savaşına dönüşür. Buradan çıkış yolu var mıdır?  Çarenin, çözümün ne olduğunu görememek bitirir, tüketir. Tanımlanmamış bir hastalık gibidir, uzadıkça süreç, tıbben tanımlanmış türlü türlü hastalığa yol açabilir.

Pedro Almadovar bu depresif ruh haline, 1985 yılında ülkesi İspanya’da Diario adlı günlük gazetede kaleme aldığı bir yazı dizisinde değinmiş. “Uluslararası Ünlü Bir Yönetmen Olmak Üstüne Öğütler” adını taşıyan yazı dizisinde ve kendisi daha genç ve umut veren bir yönetmenken, bu konudaki düşünce ve hislerini yazmış. Almadovar, bugün artık yetmişli yıllarını yaşıyor ve çok ama çok başarılı bir yönetmen.

Yıllar sonra daha da olgunlaşmış zihninde, gençken yeşeren düşünceleri, hisleri, ”Acı Ve Zafer” filminde vücut buluyor. İzlerken diyoruz ki; geçmişte çektiği acıların kısa bir özeti bu olmalı…

Madrid’teki evinde tek başına bir yaşam süren Salvador Mallo (Antonio Banderas) en son filmini 32 yıl önce yapmış, sonrasında yeni bir şey  üretecek ilhamı, gücü kendisinde bulamamıştır. Sırt ağrıları tekrarlayan, ameliyatlarla iyileşememiş, bitmeyecek gibi gözüken sağlık sorunlarıyla cebelleşen yalnız bir adama dönüşmüştür. Avuç dolusu ilaç günlük rutinidir. Son filmi tekrar elden geçirilmiş, artık bir klasik olarak sinematek salonunda özel bir gösterimine hazırlanmıştır. Filmin gösterimine özel davetlidir. Bir söyleşi yapması gerekir. Gerekli, gereksiz kısaca tüm sorulardan nefret etmesine karşın, söyleşide yükünü hafifletmesi için filmin başrol oyuncusu Alberto Crespo’yu (Asier Etxeandia) arar ve bulur. Crespo film çekimlerinden bu yana ona öfkelidir, küskündür. Çekimler sırasında aralarında sorunlar yaşanmış, Mallo onu istediği gibi oynamamakla suçlamış, aşağılamıştır. Gerçek olan, her ikisinin de yaşamdaki mesleki tükenmişliği, enerjilerinin tükenmiş olmasıdır.

Salvador’un, bugünü ve çocukluk yılları arasında dönüşler yapan kurgu, filmin anlatımını olağanüstü zenginleştiriyor. Bu zamansal dönüşler asla keskin ve zikzak yapmadan, ekranı karartmadan, buğulandırmadan usta işi yapılmış. Yaşandığı zamanın duygularını hissettirmeyi başaran, sıcak ve samimi bir o kadar da yumuşak ve dokunaklı. Çocukluk yıllarında ilk arzuyu keşfedişi o kadar güzel anlatılıyor ki…Suçluluk ve utanma ile karışık duygular… Emsalsiz sahneler…

Anne ve erkek çocuk arasındaki ilişki, Almadovar’ın vaz geçemediği sıklıkla işlediği bir konu. Hele annelik meselesi, çoğu filminin ana motifidir. Bu kez Penélope Cruz anne karakterinde Salvador’un çocukluk yıllarına fedakarca sarılan has güneyli bir kadın. Cruz, Akdeniz kanı taşıyan kadınları içten, abartısız oynayan bir oyuncu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Keza Banderas’ta son yıllarda Hollywood sınırlarındaki kartonesk rolleri aşıp, gerçek bir karakter yaratıyor. Kendisine en çok ödül kazandıran performanslarından birisi oldu.

Film Almadovar’ın kendi yaşadığı evinde ve onun gardırobundan seçilmiş giysilerle çekilmiş. Melodramın ustası Almodavar öz yaşamından esinlenerek çektiği bu filmle yeniden bir doğuş yaşıyor. Eski şaşalı günlerinin izinden gidiyor. Onu tanımak için kaçırılmayacak bir fırsat.               

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *