Cennet Sineması-Cinéma Paradiso (1988)
Yönetmen: Guiseppe Tornatore.
Oyuncular: Phlippe Noiret (Alfredo), Salvatore Cascio (küçük Toto), Jacques Perrin (yetişkin Toto), Marco Leonardi (genç Toto), Antonella Attili, Agnese Nano.
Tutku insanın ruhunu tutsak alıp, nefes aldığı sürece bırakmayabilir. İşte “Cennet Sineması-Cinéma Paradiso” bize böyle bir tutkuyu, aşkı, kopamamayı anlatır. Filmin baş karakteri, Toto adıyla çağrılan Salvatore Di Vita’yla çocuk yaşlarda tanışıyoruz. Kara saçlı, kara gözlü afacan bakışlı Toto Sicilya’nın tozlu topraklı sokaklarında büyür. 50’li yıllardır… Savaş biteli hani olmuş babası 2. Dünya Savaşı’nda gönderildiği Rusya’dan bir türlü dönememiştir. Annesi babasının dönemeyeceğini bildiği halde Toto’nun soruları karşısında gerçeği saklayabildiği kadar saklamaktadır.
Kasabanın tek eğlencesi meydandaki sinema salonudur. Büyük punto yazısıyla “Cinéma Paradiso” kasabanın kiliseden sonra en çok ziyaret edilen mekandır. Sinemanın makinisti Alfredo (Philippe Noiret) kendisini bildi bileli bu işi yapar. Seviyordur işini. Yine de ikide bir parasının azlığından yakınır, durur. Neden başka bir işi denemediği sorulduğunda: “ahmağım da ondan” diye yanıtlar. Gerçekte ahmaklığından değildir, sinemanın büyüsüne kapıldığından, aynı filmi yüzlerce kez seyretmekten sıkılmadığındandır. Bu büyüye kapılmaya en yakın kişi küçük Toto’dur. Kilise rahibine yardım etmediği zamanlar bütün zamanını Alfredo’nun yanında makine dairesinde veya sinema salonunda geçirir. Sinema kasabalı için bir sosyalleşme alanıdır. Burada yenilir, içilir, sevişilir, sigara içilir, çocuk emzirilir, perdedeki olaylara tepki verilir, bağırış çağırış ıslık, göz yaşı kısaca insani her türlü ilişki içerde yaşanır. 50’li yılların İtalyası geniş bir sinema ağına sahip ender ülkelerden birisidir
Kasabanın en etkin kişilerinden, ahlak bekçisi rahip filmleri ilk kez izler ve elindeki çanı çalarak, öpüşme sahnelerinin, ahlaksız yerlerin nerede kesileceğini makinist Alfredo’ya haber verir. Bu anlarda Toto perdenin arkasında saklanır ve tüm filmleri sansürsüz izler. Öpüşme sahnelerinden haberdar olan az sayıdaki kasabalıdan birisidir. Toto ve Alfredo ilişkisi usta çırak olarak başlar. Bir süre sonra dönmeyen babanın yerini Alfredo alır. Toto zamanla filmleri tek başına oynatacak düzeyde ustalık kazanır
Filmin anlatısı bir geriye dönüştür. İlk olarak artık yetişkin bir adam olan Toto’yu Roma’da Mercedes bir arabada ve güzel evinde görüyoruz. Daha sonraları anlayacağımız gibi ünlü bir film yönetmeni olmuştur. Alfredo’nun ölüm haberini alır ve tüm anılarına geri döner.
Sinemada çıkan bir yangında Alfredo yaralanır ve kör olur. Toto onun elini hiçbir zaman bırakmaz. Yeniden inşa edilen sinemada makinist olarak çalışmaya başlayan Toto’nun yanı başında, her zaman yine Alfredo oturur. Sinema tutkusunu ona veren insana asla ihanet etmez. Güzel bir kadın olan annesi de babasının aşkına ihanet edemez, onun yerini kimseyle doldurmaz. Toto ilk aşkı Elena’da tadar. Ayrılıkla sonlanan bu aşkını asla unutamaz.
50’li yaşlarda kasabaya geriye döndüğünde annesiyle yaptığı sohbet esnasında Toto: “güzel bir kadındın, neden tekrar evlenmedin?” diye sorar. Annesi “baban sevdiğim tek erkek oldu. Benim gibi insanlar değişemezler. Senin gibi, neyi sevdiysem onun hatırasıyla yaşıyorum” der. Toto tutkuyu babası yerine koyduğu Alfredo’dan, aşkı da annesinden öğrenmiştir. Elena’yı unutamaz ve yerine kimseyi koyamaz. Onunla ilgili gerçeği cenaze için kasabaya geri döndüğünde öğrenir. Aşkı ayrılıklar mı besler? Mutlu aşk yoktur dizelerini akla getiren bir hikayedir Toto ve Elena birlikteliği
.
SİNEMAYA GÜZELLEME
Film, sinema tutkusunu işlerken tarihe geçmiş klasiklerden birçok parça izletiyor. Toplamda klasik 42 filmden parçalar geliyor Cinéma Paradiso perdesine. Bir an için hepimiz Toto oluyoruz onun meraklı gözlerle izlediği sahnelere kaptırıyoruz kendimizi. Bu hangi filmden di? diyerekten kendimizi sınarcasına bakıyoruz referans filmlere. Öpüşme sahnelerinde annemizin gözlerimizi elleriyle perdelemesi gibi (parmak arasından yine de izlerdim o sahneleri)anlar geliyor aklımıza. O kocaman perdeli salonlarda izlediğimiz onca filmin karelerini hatırlıyoruz, eski sinema salonlarına sinmiş ahşap ve dezenfektan kokusu geliyor burnumuza. Yaşım tutmadığı için beni içeriye almayan biletçi amcayı hatırlıyorum. Başka seçimlerimiz olmasaydı, belki de sinema tutkusunun emekçisi olabilirdik diyorum. Toto’nun da yolunu açan onun hevesinin tutkuya ve mesleğe dönüşmesinde yardımcı Alfredo olmuştu. Onu kasabadan kurtulmasının önünü açmış, tutkusunun peşinden gitmesinde destek çıkmıştır. Alfredo ustadır, babadır ve dosttur.
DÖNÜŞ
Toto artık yönetmen Di Vita olarak kasabasına geri döndüğünde her şeyi aynı bulur. İnsanlar sadece yaşlanmıştır hayat aynı akışında devam etmektedir. Köyün delisi bile yaşlanmıştır daha sakinleşmiştir. Geçmişle bağ kuran hiçbir şeyin esasen değişmemesini isteriz. Değişimleri kendimize bir ihanet olarak algılarız. Di Vita tekrar küçük Toto’ ya dönüşür. Orası yuvasıdır, memleketidir ve en önemlisi annesi daha hayattadır. Gerçek yuvası yaşamdadır. Annesi önceleri onun her akşam sinemadan dönüşünü beklemiştir, sonrasında da “ya gelirse” kilidi kapıdan çıkarmıştır. Dönüşler değişime tahammül edemez, ihanet olarak algılar.
Tutku öyle midir ? Asla.. Her türlü değişime çılgın dalgaların dövdüğü bir kayalık gibi dayanır. Yuva ise sıcaklıktır, plasentadır. Orada hala annenin bekliyor olması Toto’nun her türlü hayal kırıklığına, geçmişin üzüntüsüne set çeker.
ENNİO MORİCONE ETKİSİ
Gelmiş geçmiş en büyük film müziği bestecilerinden Morricone’nin lirik notaları filme enfes bir atmosfer ve duygusallık katar. Yönetmen Tornatore, Morricone’nin müziği olmasa, bu film de böyle bir film olamazdı diyor. Yaşamı boyunca 500’den fazla filme müziğiyle katkı yapmış, en unutulmayacak anları müziğiyle yaşatmış, bu muhteşem besteciye bir kez daha selam olsun.
Cennet Sineması tutkuyu, aşkı ve anneye dönüşü tanımlayan, hayatın içinden her zaman yaşayan bir sinema örneği olarak kalacak.



