Çaykovski’nin Karısı-2022-MUBİ
Yönetmen: Kirill Serebrenikov
Oyuncular: Alyona Mikhailova, Odun Lund Biron, Philipp Avdeev.
Bir kadının erkeğe söylediği şu sözler nasıl bir aşkı tanımlar? “Seni öpmeme izin ver ki, öbür dünyamda öpücüğü hatırlayabileyim.” Çaykovski’ye evlenme teklifi yapan Antonina’nın (yanlış anlaşılmasın teklif kadından geliyor) dudaklarından dökülen bu sözcükler ilahi bir aşkın patolojik bir dönüşüme uğramasından öncesini tanımlıyor.
Çaykovski’nin yaşamını anlatan Ken Russell imzalı “Yalnız Kalpler/The Music Lovers“(1971) filmini, yanılmıyorsam kapısı sokağa açılan eski Sema Sinemasında izlemiştim. Hafızamda hala birçok karesiyle yer alan bir filmdir. Richard Chamberlain’in canlandırdığı ünlü bestecinin Glenda Jackson’ın hayat verdiği karısıyla olan hastalıklı ilişkisini, Russell kendine özgün pop-art tarzı, dışa vurumcu sinematografisi içinde anlatmıştı. Karısının kendisini harap ettiği evliliği ve bestecinin eş cinsel yaşamını da anlatırken sarsıcı dramatik bir yapıdan daha fazla müzikal bir sinema estetiği kullanmıştı. Belirtmekte fayda var, bestecinin eşcinselliği, yaşamında ve sonrasında resmi kaynaklar tarafından hep saklanır hatta yalanlanır. Bu kez Serebrenikov ayni hikayeyi gerçeğe yakın olabilecek ağır ve çok dramatik bir kurguyla anlatıyor.
Ukrayna asıllı yönetmen Kirill Serebrenikov 1893 yılından başlayarak hikayesini işliyor. Yönetmenden kısaca bahsedecek olursak Serebrenikov Putin rejimine muhalifliği nedeniyle 5 yılı bulan göz hapsi yaşadı. Cannes’da ilk gösterimlerini yaptığı “Leto” ve “Petkov Grip Oldu” filmlerinin galalarına bile katılamadı. İlk kez bu yıl bu filmin galasına katılabildi. Artık Berlin ve Paris arası yaşayan bir sinema adamı.
1893 yılında S. Petersburg’da Çaykovski’nin cenaze töreniyle açılıyor perde. Film boyu gezinen kamera, hemen Antonina olduğunu tahmin ettiğimiz kadının peşine takılıyor. Cenaze evine gidinceye kadar sosyal bir panorama çiziyor. Zengini, fakiri hepsi bu kısacık girişte dönem resmi olarak karşımıza çıkıyor. Cenazeye yaklaşmasıyla Çaykovski aniden canlanıyor ve kadına aşağılayıcı sözler sarf ediyor.
Yönetmen dokunuşu diyebileceğimiz bu gerçek üstü sahnede, tüm meselenin özü anlaşılıyor. Yaşanmaması gereken bir birlikteliğin doğurduğu nefret duygusu. Yönetmen büyüsü budur… Kısacık bir yürüyüş sekansıyla ve bir hayalle ana metin anlaşılır kılınıyor.
Sonrasında 1872 yılına dönüyoruz. Antonina Milikukova(Alyona Mikhailova) ve Pyotr ilyich Çaykovski’nin (Odun Lund Biron) tanışmalarına tanık oluyoruz. Tanışma sonrası kadın ona defalarca evlenme teklif eder. Çaykovski sonunda onun ısrarlı tekliflerine dayanamaz ve evlenmeyi kabul eder. Antonina onun müzisyenliğine, dehasına olan hayranlığını adım adım marazi, saplantılı bir aşka dönüştürür. Onun, kendisini terk etmesi düşüncesine bile katlanamaz. Çaykovski’nin kadınlara ilgi duymadığı tüm çevresi tarafından bilinen bir gerçektir. Böyle olsa bile, evliliğin bir erkeğin toplumsal saygınlığını arttırdığını da bencilce düşünür. En önemlisi kızın sahip olduğu ve satmaya hazırlandığı araziler vardır. Üstadın maddi sıkıntılarına ilaç gibi gelecektir. Bestecinin tüm yakın çevresi bu evliliği şaşkınlık içinde hatta müstehzi bıyık altı gülümsemelerle karşılar. Kısa bir süre sonra Çaykovski dayanamadığını söyler ve evi terk eder.
İki kişi arasında yaşanan gerilim ikinci bölümde tek kişilik bir drama dönüşüyor. Her şeyi onun gözünden takip eder oluyoruz. Antonina terk edilmiş olmayı bir türlü kabul edemez, Çaykovski’nin çevresinden gelen baskılar karşında bile onun kendisini sevmediğini anlamak istemez. Artık psikolojisi karmakarışıktır. Hayal ve gerçek arasında gidip gelen bir karanlığa mahkum olur. Deliliğe doğru uzanan ince bir yoldadır. Çaykovski kırılgan, bencil, korkak, kararların arkasında duramayan bir karakter olarak çıkıyor karşımıza filmde. Kadının kötülemesini umursamaz. Film onun müzikal dehasının çok uzağında duruyor, görkemli bir konser anı sunmuyor. Her şeyi saplantılı karısının gözünden izliyoruz.
Kameradan başlarsak görsellik üst düzey bir dönem gerçekliği yakalıyor. 140 dakikalık süresine karşın iç ve dış mekanlarda sürekli hareket eden kamera süreyi asla hissettirmiyor. Karanlık atmosfere karşın dönem portresinde çok etkileyici kareler var. Görüntü yönetmeni Vladislav Opelyants şapka çıkartılacak bir ustalık sergiliyor. Film çarpıcı sekanslar da sunuyor Antonina’nın Çaykovski’yi sevişmeye zorladığı sahneler gibi… Veya 6 erkekle bir odada kalması gibi…
Görüntülerin arkasını döşeyen müzik ise olağan üstü. Daniil Orlov imzalı. Çaykovski filminde onun müziklerini değil özgün ve dramatik atmosfere uygun düşen bir müziği dinliyoruz. Alyana Mikhailova ise karakterinde tek kişilik bir resital sunuyor. Keza Lund Brion’da.















