Yaşamın acımasızlığından insan portreleri

Klasikler

 

İhtiyarlara Yer Yok-No Country for Old Man-(2007)

Yönetmen, Senaryo: Ethan ve Joel Coen

Oyuncular: Javier Bardem, Tommy Lee Jones, Josh Brolin, Woody Harrelson, Kelly Macdonald.

Sıra dışı karakterleri, sert, oldukça kanlı fakat bir o kadar da zekice yazdıkları senaryolarıyla kendilerine özgü bir sinema dili yaratmayı başarmış olan Coen Kardeşler’in çıtayı biraz daha yükselttikleri film oldu ”İhtiyarlara Yer Yok”. 2008’de bu filmle kazandıkları 4 Oscar ödülüyle artık herkesin tanıdığı yönetmen/senarist ikili oldular. Pulitzer ödüllü yazar Cormac McCarthy’nin aynı adlı romanından yaptıkları uyarlama atmosferik olarak bir Güney gotiği, modern bir western havasındadır.

 

Coen’lerin romandan gelen tekinsiz atmosferi yüklediği film, toplumsal depresyonu ve çıkışsızlığı baştan sona hissettirir. Uçuk, kaçık tipleri, absürt komediyi yaratmadaki bilinen yetenekleri yanında ilk kez toplumsal şiddet üzerine mesaj verdikleri kaygılı bir filme imza attılar.

 

Daha ilk karelerden itibaren boş, ıssız Amerika doğasına eşlik eden, emekliliği için gün sayan Şerif Ed Tom Bell’in (Tommy Lee Jones) sesiyle açılır. Geçmişte gaz odasına gönderdiği 19 yaşındaki genci anlatır; sadece zevk için 14 yaşında bir kızı öldürmüş genç bir çocuğun öyküsüdür. Aşk cinayeti yazmış gazeteler. “Alakası yok, kendini bildi bileli birisini öldürmeyi kafasına koymuş. Salıverirlerse gene öldüreceğini söylüyordu.” Filmin ruhunu deşifre eden sözlerdir. İnsanoğlunun varoluşu ve özü arasındaki çelişkilerin en çok görülen örneği; yok etmek/öldürmek arzusu. Artık bu gidişatın nereye varacağını tahmin etmek imkansızdır.  

 

Elinde taşıdığı basınçlı cıvata tabancası ile sakin ve ifadesiz bir şekilde insan öldüren Anton Chigurh (Javier Bardem) şüphesiz filmin ruhunu temsil eden baş karakter. Başlangıç bölümünde Chigurh ile benzin istasyonunda çalışan yaşlı adam arasında sinema tarihinin en ilginç diyaloglarından birisi geçer. Öldürmek için kendisine geçerli bir neden arayan katil ve bundan zerre haberi olamayan avı arasındaki gerilim yazı tura ile sonlanır. Sebepsiz öldürme güdüsü  karşısında sıradan insanın çaresizliği bundan daha güzel anlatılamaz.

Karakter yaratmadaki ustalıklarını atmosfer ve mekan konusunda da göstermeyi başaran Coen Kardeşler, bu konuda yıllardır birlikte çalıştıkları görüntü yönetmeni, ışık cambazı olarak anılan Roger Deakins’ten en büyük desteği almışlar. 2008 Oscar ödüllerine ‘Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti’ ve ‘İhtiyarlara Yer Yok’ filmleriyle  aday gösterilen (ilk Oscar’ı için 2018’e kadar beklemesi gerekti) Deakins’ın kamerası sıcak, bunaltıcı, çorak Teksas manzaraları ile karanlık, tekinsiz iç mekanlar arasında gezinirken karakterlerin ruhlarını resmeder adeta.

 

Filmin büyük bir bölümünde sessizlik hakimdir veya sinir bozucu çevre gıcırtıları duyulur. Tıpkı Leone westernlerindeki bir şey olmadan önceki gergin atmosferler gibi. Carter Burwell tekinsiz, gergin müziğiyle ortama gereken katkıyı yapar. Bu atmosferde tüm film ‘kara bir western’ gibi akar, gider.


Her şey Lleweyn Moss’un (Josh Brolin) antilop avlarken çorak arazide tesadüfen birçok ceset ve siyah bir çantada iki milyon dolar bulmasıyla başlıyor. Para ve cesetler uyuşturucu satışı sırasında çıkan çatışmadan geriye kalanlardır. Böyle bir paradan ne Moss’un ne de gerçek sahiplerinin vazgeçmeye niyeti vardır. Peşine düşen adamların tetikçisi psikopat katil Chigurh’dur. Adam öldürmeyi en ufak duygu emaresi göstermeden, sadık bir görev bilinci içinde yürüten Chigurh, sinema dünyasının en çarpıcı katilleri arasında yerini aldı. Kurbanlarına öldürmeden önce kısa ahlaki bir söylev vermeyi de ihmal etmez. Görev bilincinden bahseder. Filmin sergilediği vahşi, acımasız modern yaşam tablosuna en fazla katkı yapan karakter olur. Bu rolüyle 2008 En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar’ını (filmde baş rol erkek oyuncu olmadığını da belirtmek lazım) kazanan Javier Bardem bunu fazlasıyla hak eden bir performans gösterir.

Öykünün en önemli karakterlerinden birisi Tommy Lee Jones’un canlandırdığı Şerif Ed Tom Bell, değişen, erozyona uğrayan insan karakterine akıl sır erdiremeyen, üçüncü sayfa haberleri karşısında sarsılan, yılgın bir karakter. Nasıl olur da insanoğlu bu kadar vahşileşebilmiştir? sorusuna yanıt veremeyen çaresiz bir kanun adamı. Kariyerinin en akılda kalıcı karakterlerinden olur.

Josh Brolin, dürüst olsa da, para karşısında yoldan çıkan Lleweyn Moss karakterinde ikilemleri hissettirmekte son derece başarılı.


Seyircinin beklediği final gerçekleşmez. Film sonrası ‘ne oldu şimdi?’ diye sorabilirsiniz. Coen Kardeşlerin de istediği bu sonuçsuzluk, boşluk duygusunun devamı. Final bölümünde Şerif Bell’in ihtiyar adam ve karısıyla olan konuşmalarında tam anlamlar çıkmasa da yaşamın ve acımasızlığın devam edeceğini anlarız.  

İçine girilmesi zor bir film ‘İhtiyarlara Yer Yok-No Country for Old Man’ bittikten sonra seyretmeye devam edilecek müstesna bir başyapıt.



Your email address will not be published. Required fields are marked *