Yandaki Oda-The Room Next Door-2024

  • Home
  • Dram
  • Yandaki Oda-The Room Next Door-2024
Dram
Yandaki Oda-The Room Next Door-2024

Yönetmen: Pedro Almadovar.

Oyuncular: Julianne Moore, Tilda Swinton, John Turtarro.

 

Pedro Almadovar sinemasının hayranlarından olduğum tartışılmaz. Onun melodram yapısına eklediği tüm yapaylıkların bile bir tadı vardır.

Venedik’ten Altın Aslan ödülüyle gelen “Yandaki Oda” onun İngilizce çektiği ilk film.

Kadronun başında iki mükemmel oyuncu var Julianne Moore ve Tilda Swinton. Her türlü rolün altında kalkabilen iki yaşayan efsane. New York arka planda Almadovar gözüyle yansıyor. Gel gör ki, filmde bir şeyler eksik. Bir Almadovar filminde aradığım tatlar yerinde değil. Öykünün tek düze akması beni çok rahatsız etmez en çok diyaloglardaki hazır cümlelerden rahatsız olurum. Yaşam ve hayat üzerine o kadar çok basma kalıp söz var ki, bir yerde yapaylık duruma hakim oluyor. Alıntılar arasında en çok cümle James Joyce’un “Ölüler” öyküsünden dikkat çekiyor.  

Yaşlanan sanatçıların ölüm üzerine kafa yormaları, korkuyu hissetmeleri bunu eserlerine yansıtmaları sıklıkla karşımıza çıkar. Almadovar’da bu filmiyle ölüm teması üzerine düşündürüyor. Ölümün ne zaman geleceğini bilememek üzerine demek daha doğru olabilir. İnsanların kendi ölümlerine karar verme aşamasının ne olduğunu tartışıyor. Bunun özgürleştirici, rahatlatıcı bir karar olabileceğini düşünüyor. Tabi söz konusu kişinin son evre kanser hastası olduğı gerçeğinin de altını çizerekten… Son nefeste yine de en çok ihtiyaç duyulanın dostluk, yan odadaki bir nefes olduğunu ima ediyor.

Ayni kurumlarda çalışmış iki eski gazeteci kadının karşılaşması yıllar sonra New York’da gerçekleşir. Roman dünyasına adım atmış İngrid (Julianne Moore) New York’ta katıldığı bir imza gününde yıllarını savaş muhabirliğiyle geçirmiş Martha’nın (Tilda Swinton) kansere yakalandığını öğrenir. Yıllardır görüşmemişlerdir. İngrid apar topar hastaneye gider. Martha 3. evre uzak metastaz yapmış rahim kanseridir ve oldukça bitkindir. Adrenalin dolu bir hayatın bu şekilde sonlanmasını kabul etmesi zordur. Kendi sözleriyle “bir öfori ve depresyon” dönemidir. Eski günleri yad ederler. Martha’nın içinde tek ukde kızına yeterince annelik yapamamış olmasıdır. Hareketli günlerinde dünyaya gelmiş kızı babasının adını bile yıllar sonra öğrenmiştir. Ki, artık baba hayatta değildir.

Martha tedavilerden umudu kesmiştir ve İngrid’ten ölürken yakınında olmasını ister. Bu yakınlık aynı evin bir yan odası da olabilir. Bunun için yasal olmayan yollardan elde ettiği ötenazi haplarını kullanacak ve ölüm gününe kendisi karar verecektir. Ölüme bir nevi meydan okuma gibidir: “zamanına sen değil, ben karar vereceğim…” Tek isteği İngrid’ten kendisini caydırmamaya çalışmamasıdır.

Filmlerinde bolca yer verdiği yan karakterler bu kez biraz eksik. Tek süreklilik gösteren John Turtarro’nun hayat verdiği Darius karakteri oluyor. Her iki kadınla da bir dönem aşk yaşamış bir adamı oynuyor. Akılda kalıcı da bir karaktere dönüşmüyor. Ingrid’le arada bir buluşup Martha’nın gidişatını konuşurlar. Arada öyküye eklenen Vietnam’dan savaş travmasıyla geriye dönen ve kızının babası Fred, Almadovar’ın olmazsa olmazı gay bir çift ilk bölümde şöyle bir kısacık çıkıyorlar. Oldukça ekleme duran hikayeyi zorlayan bir böküm. Kızı ise finali yapıyor.

Almadovar ölüm ve ötenazi düşüncesini işlerken sakin ve monoton bir anlatımı tercih etmiş. Ustanın bu tavrına da saygı göstermek lazım.   

Your email address will not be published. Required fields are marked *