<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinekolik</title>
	<atom:link href="https://sinekolik.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sinekolik.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Mar 2026 10:35:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://sinekolik.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/cropped-Basliksiz-5-32x32.png</url>
	<title>Sinekolik</title>
	<link>https://sinekolik.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD’nin Ayak Oyunları</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/abdnin-ayak-oyunlari/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/abdnin-ayak-oyunlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:31:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeseller]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7632</guid>

					<description><![CDATA[ÖRTBAS: SAVAŞIN ÇİRKİN GERÇEKLERİ Cover-Up- Belgesel-Netflix-2025   ABD emperyalizminin sınır tanımaz eylemlerinin peşine düşen araştırmacı gazetecilerinden olan Pulitzer Ödüllü Seymour Myron Hersh’in 60 yıllık kariyeri üzerine bir belgesel Cover-Up. Örtbas edilen savaş suçlarının izini süren cesur, akıllı ve öncelikle vicdanlı bir insan Hersh. İlk olarak Vietnam Savaşı sırasında My Lai adlı bir köydeki toplu katliamın...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7632" class="elementor elementor-7632" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-28657c62 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="28657c62" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
		
		<div class="elementor-element elementor-element-495245c6 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="495245c6" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><h6><strong>ÖRTBAS: SAVAŞIN ÇİRKİN GERÇEKLERİ</strong></h6>
<h6></h6>
<h6><strong>Cover-Up- Belgesel-Netflix-2025</strong></h6>
<p> </p><p><strong>ABD emperyalizminin sınır tanımaz eylemlerinin peşine düşen araştırmacı gazetecilerinden olan Pulitzer Ödüllü Seymour Myron Hersh’in 60 yıllık kariyeri üzerine bir belgesel Cover-Up.</strong></p><p>Örtbas edilen savaş suçlarının izini süren cesur, akıllı ve öncelikle vicdanlı bir insan Hersh. İlk olarak Vietnam Savaşı sırasında My Lai adlı bir köydeki toplu katliamın sistematik bir şekilde örtbas edilmesini ortaya çıkartır. Korkunç bir katliamdır iki yaşındaki çocuklar süngülenir. Arkasından Watergate skandalında önemli rol oynayan bilgilere ulaşır. Şili’de Allende’nin öldürülerek Pinochet faşist rejiminin iktidara gelmesinde Bakan Kissinger’ın oynadığı rolü çeşitli yazışmalar ve telefon kayıtlarıyla belgeler.  </p>
<p> </p><p>Kariyeri boyunca haberin doğru olduğundan emin olmadan asla yayınlatmaz. Bunun yolu da mutlaka içeriden birilerinin bilgi sızdırmasıdır. O kimselerin adlarını artık hayatta olmasalar bile isimlerini sır gibi saklar Hersh. Hayatta olanlar için de sonuçların ölümcül olabileceğini açıkça söyler.</p>
<p> </p><p><strong>Laura Poitras ve Mark Obenhausen bol ödüllü belgesel yönetmenleri. “Citizenfour” ile En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan ikilinin Hersh’ü belgesel için razı etmeleri oldukça uzun sürmüş. 2005’de yaptıkları teklif 20 yılın sonunda belgesele dönüşmüş.</strong></p>
<p> </p><p>Kısaca Sy yaptığı araştırmalarla sadece hükümet yetkililerini CIA, FBI gibi kurumları öfkelendirmez, şirket yolsuzlukları da hedefindedir. Gulf and Western şirketinin büyümesindeki yolsuzlukların ucu, New York Times’ın üst yönetimine dokununca gazeteden istifa etmek zorunda kalır. Hem de kimseye veda etmeden. Apar topar kapı önüne konulur. </p>
<p> </p>
<p> </p><p>Biden döneminde Kuzey Boru Hattı’nın patlatılmasında CIA rolünü açıklayınca yine saldırıların, yalanlamaların hedefi olur.</p><p><strong>Belgesel Hersh’ün büyük ölçüde gizli kalmış arşivlerinden, el yazısı notlardan çarpıcı arşiv görüntülerin eşliğinde ilerliyor.</strong> Yakın tarihin karanlık noktalarına çoğumuzun hatırladığı olaylara ışık tutuyor, dünün ve bugünün ABD emperyalizmi arasında bir değişim olmadığını gösteriyor. En son Irak savaşı sırasında Abu Gharib Hapishanesinde Iraklı tutuklulara yönelik ağır işkenceleri haber yapan Sy, ne yaparlarsa yapsınlar suçluların korunduğuna, gerekli cezaları almadıklarını söylüyor. Örneğin Calley, Vietnam’da 103 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan çavuşun sadece birkaç ay hapiste kaldığını örnek gösteriyor.</p>
<p> </p><p><strong>Tüm bu haksızlıklara karşı bir şeyin değişmediğini bilseler de, yine de karşı duran müstesna insanlardan Sy Hersh</strong>.</p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-7d99e6c e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="7d99e6c" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/abdnin-ayak-oyunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir yasın esere dönüşmesi&#8230;</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/bir-yasin-esere-donusmesi/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/bir-yasin-esere-donusmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:20:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödüllü Filmler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7626</guid>

					<description><![CDATA[Hamnet-2025 Yönetmen: Chloé Zahoe. Oyuncular: Jessie Buckley, Paul Mescal, Jacobi Jupe, Emily Watson, Joe Alwyn.     Hamlet insanlık tarihinin en önemli eserlerinden birisi olduğu kadar farklı bakış açılarıyla da yorumlanmış, oynanmış bir eser. Temelde  bir intikam öyküsü müdür? Yoksa geciktirilen eylemin trajik sonucu mudur? Belki der her ikisi de… Chloé Zahoe “Hamnet” ile bu...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7626" class="elementor elementor-7626" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-285f5ade e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="285f5ade" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-19d94360 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="19d94360" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p><strong>Hamnet-2025</strong></p><p><strong>Yönetmen: Chloé Zahoe.</strong></p><p><strong>Oyuncular: Jessie Buckley, Paul Mescal, Jacobi Jupe, Emily Watson, Joe Alwyn.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p><p><strong>Hamlet insanlık tarihinin en önemli eserlerinden birisi olduğu kadar farklı bakış açılarıyla da yorumlanmış, oynanmış bir eser. Temelde  bir intikam öyküsü müdür? Yoksa geciktirilen eylemin trajik sonucu mudur? Belki der her ikisi de… Chloé Zahoe “Hamnet” ile bu ölümsüz esere yeni bir bakış açısı açıyor; bu eserde ayni zamanda bir annenin tarifsiz yası mı gizlidir?</strong></p>
<p> </p><p>Maggie O’Farrell’in 2020’de yayınlanan “Hamnet” adlı kurgusal romanından yapılan uyarlamayı yönetmen Zahoe ve O’Farrell senaryoyu birlikte yazmış. Roman Shakespeare’in 1596 yılında, 11 yaşındaki oğlu Hamnet’in muhtemel veba sonucu ölümü etrafında şekillenir. Edebi ve biyografik eserlerde oğlu Hamnet yer bulmamış bir isim. Yazar böyle göz ardı edilmiş bir kimliği hatırlatırken, kendi annelik deneyimlerinden yola çıkarak annesi Agnes’in (gerçek yaşamda Anna Hathaway) evlat acısını metinlerine ustaca yansıtmış. Sonuç olarak Shakespeare’in Hamlet yaratmasındaki ilhamın, Hamnet’in ölümünden duyduğu yastan ve vicdan azabından geldiğini kurgular. <strong>Bunun ne kadar gerçek olduğunu, haliyle kimse bilemez. Filmin tüm duyguları ayyuka çıkaran final bölümünü izledikten sonra da, bunun gerçek olduğunu istemeyecek seyirci de yoktur diyebilirim.</strong></p>
<p> </p><p>Film Agnes’in (Jessie Buckley) dev bir ağacın altında kırmızı bir elbiseyle top gibi kıvrılmış halde, yukarıdan çekilmiş bir planıyla açılıyor. Sanki orman onun etrafında dalgalanıyor, inliyor, nefes alıyor gibidir. Ne de olsa onun hakkında orman cadısının kızı olduğu söylentileri dolaşmaktadır. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir, ehlileştirdiği şahinle vakit geçirir, tabiatın içinde mutlulukla, özgürce dolaşır. Zengin evlerinin çocuklarına latince dersleri veren öğretmen William (Paul Mescal) ile tanışmaları kısa sürede evliliğe dönüşür.   Susanna (Bodhi Rae Breathnach) adında bir kızları olur ve ardından ikizleri dünyaya gelir: Hamnet (Jacobi Jupe) ve Judith (Olivia Lynes) adında bir erkek ve bir kız.</p>
<p> </p><p><strong>YAKLAŞAN BÜYÜK YAS</strong></p>
<p> </p><p>Çiftlerin günlük kırsal yaşamları büyük ölçüde çocukları etrafında şekillenir. Will oğlu ile çok ilgilidir, onun oyuncu olmasını destekler. Yaşadıkları Stratford kasabasından ilk eserlerini sahnelemek için sıklıkla Londra’ya gitmeye başlaması araya ayrılıklar sokmaya başlar. Will’in annesi Mary ( Emily Watson) ve kardeşi Bartholomew (Joe Alwyn) babanın yokluğunda aileye eşlik ederler. Hamnet’in 11 yaşında ateşli hastalıktan şok edici ölümü aileyi parçalar. Agnes babanın yanlarında olmamasını bir suçlamaya dönüştürür. Önce haykıran sonrasında sessiz yıkıcı bir yasa gömülür.</p><p>Yönetmen Zhao bu acının etrafında uzun süre kalıyor. Her iki tarafın tepkilerini farklı şekillerde veriyor. Baba acısını içselleştirip, metin olamaya çalışırken annenin çığlıkları, göz yaşları yürek parçalar. Babanın tekrar Londra’ya “ekibim bekliyor” diyerek yola çıkması Agnes’i daha çok yaralar, kocasından uzaklaştırır.   </p><p><strong>Bundan sonraki anlatım kitabın ve filmin hedeflediği kurguya yönelir. Hamlet’i yazarken Shakespeare oğlunun ölümünü esin kaynağı olarak almış mıdır? Onun Thames Nehrinin karanlık sularına eserin ünlü tiradı ”olmak veya olmamak”’ı söylemesi, onun içindeki acının ifadesi olarak  yorumlanabilir.</strong></p>
<p> </p><p><strong>HAMNET NE KADARIYLA HAMLET?</strong></p>
<p> </p><p><strong>Hamlet neyi, nasıl anlatıyor? Hamlet Danimarka Prensidir ve babasının hayaletinin ortaya çıkmasıyla, amcası Claudius tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü öğrenir. Claudius şimdi tahttadır ve annesi Gertrude ile de evlidir. Babası intikam ister fakat Hamlet karar vermekte zorlanır. İntikam planı kafasında sürekli varoluşsal, ahlaki ve felsefi sorularla ertelenir. “Olmak ya da olamamak” hayati bir sorgulamadan çok eyleme geçip geçmeme sorusudur.</strong></p>
<p> </p><p>Eserin ilk kez Globe Tiyatrosunda sahnelenmesi 20 dakikalık final bölümünde karşımıza çıkıyor. Tiyatro’ya görkemli bir güzelleme olarak çekilmiş bu sahneler çok etkileyici. Kardeşi Bartholomew eşliğinde tiyatroya gelen Agnes’in başlangıçtaki tepkisel gerilimi, sahnelenen eserin alt metnini kavramaya başlamasıyla duygusal bir patlamaya dönüşür. Will’in hayalet kostümüyle Hamlet’den amcasını öldürmesini istemesi, Agnes’de babanın ruhen ölü olduğunu ifade eder. Jessie Buckley’in muhteşem oyunculuğuyla karşımıza gelen bu anlarda seyircinin gözyaşlarını tutması çok zor.</p>
<p> </p><p>Hamnet’in Hamlet’e dönüşümü yoruma açık bir konu. Sanatın birleştirici gücünü tekrarlayan son 20 dakikalık bölüm harika çekilmiş. Seyirci ve Agnes’in sahnedeki Hamlet’e doğru uzanan elleri aşırı duygusal. “Sentimentel Value-Manevi Değer”’den sonra Hamnet’de aile içi bir çözülmeyi sanatla iyileştiriyor.</p><p>“Hamnet” büyük ölçüde bir yası ve insanların yası yaşama biçimini ele alan yapısıyla dikkat çekici. Karanlık biçimsellik ikinci yarıda Hamlet’in parlak prömiyer sahneleriyle aydınlığa kavuşuyor. Sanatın hayatımızı aydınlatması gibi bir şey… <strong>İlhamın yüce bir kaynaktan değil kaçınılmaz olanın yaşanmasından doğduğunu anlatan edebi iç görü, bence her şeyi açıklıyor. Dikkat çekici diğer bir unsur da İngiltere’de sıradan halkın o yıllarda en önemli eğlencesinin tiyatro olması. Ve tiyatroda Shakespeare seyrediyor olmaları.</strong> Sahnedeki olayları bir film sahnesinde gibi yaşıyor olmaları tam bir yönetmen başarısı.</p>
<p> </p><p><strong>OYUNCULUKLAR MÜKEMMEL   </strong></p>
<p> </p><p><strong>Altın Küre’de, BAFTA ve Oscar gibi en başat ödüllerde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kucaklayan Jessie Buckley’in 2025’in en başarılı kadın oyuncusu olduğu tartışılmaz. Paul Mescal ise “Gladyatör 2” sonrası kendisine yakışan konuşmaktan çok algılayan, sanatsal alanı bir kaçış olarak gören karakterinde çok başarılı. Küçük oyuncularda Jacobi Jupe muhteşem bir yetenek.   </strong></p><p><strong>18 yaşında Amerika’ya göç etmiş, Çin kökenli Chloé Zahoe 2021’de “Nomadland” ile Oscar kazanan ilk Asyalı kadın yönetmen olurken, insan ve doğayı birleştiren mükemmel bir hikaye ve görsellik yaratmıştı. Marvel Comics dünyasına “Eternal” ile yaptığı kaçamak sonrası kendi ayarlarına dönmesi sevindirici. Hamnet’de bir kez daha insan bedeni ve doğa arasında zarifçe dolaşıyor.</strong></p><p><strong>Shakespeare’in yaşamının bir bölümüne bakarken, annenin yasını etraflıca işleyen sıra dışı bir film.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-235c04f e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="235c04f" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/bir-yasin-esere-donusmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anderson’dan Trump dönemine bir hiciv…</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/andersondan-trump-donemine-bir-hiciv/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/andersondan-trump-donemine-bir-hiciv/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödüllü Filmler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7620</guid>

					<description><![CDATA[Savaş Üstüne Savaş- One Battle After Another-2025   Yönetmen: Paul Thomas Anderson.   Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Benicio del Toro, Sean Penn, Teyena Taylor.   Son 20 yılın en iyi yönetmenleri arasında çok takdir ettiğim Paul Thomas Anderson, son filmi “Savaş Üstüne Savaş-One Battle After Another” ile 98. Oscar Ödüllerinde En İyi Yönetmen ve En İyi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7620" class="elementor elementor-7620" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-2304f6c5 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="2304f6c5" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-7dc99335 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7dc99335" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p><strong>Savaş Üstüne Savaş- One Battle After Another-2025</strong></p>
<p> </p><p><strong>Yönetmen: Paul Thomas Anderson.</strong></p>
<p> </p><p><strong>Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Benicio del Toro, Sean Penn, Teyena Taylor.</strong></p>
<p> </p><p><strong>Son 20 yılın en iyi yönetmenleri arasında çok takdir ettiğim Paul Thomas Anderson, son filmi “Savaş Üstüne Savaş-One Battle After Another” ile 98. Oscar Ödüllerinde En İyi Yönetmen ve En İyi Film başta olmak üzere toplamda 6 ödülle onurlandırıldı. Kaotik devrimci yıllara göndermelerle dolu, komedi/aksiyon/dram arası seyreden bir yapım ”Savaş Üstüne Savaş”.</strong></p><p><strong>Bu kez sinematografisinin başyapıtı olabilecek “Kan Dökülecek-There Will Be Blood”(2009) kadar sert kapitalizm eleştirisi yapmıyor veya bir tarikat hiyerarşisi içindeki, efendi-köle ilişkisini işleyen  “Usta ve Mürit-The Master”(2012) kadar psikolojik ağırlıkta değil. Farklı bir kafası var, Trump yönetiminin ırkçı, otokratik uygulamalarına hiciv yönü güçlü, kaotik, beyaz Amerika’yı olabildiğince karikatürize eden kısaca “Anderson yaparsa böyle yapar” diyebileceğimiz, dalgasını geçtiği bir film.</strong></p>
<p> </p><p><strong>Amerika’nın bugün ihtiyacı olan içten bir karşı duruşu anlatması bilhassa eleştirmenlerce ve entelektüel kesim tarafından çok beğenildi.   </strong></p><p>Amerikalı yazar Thomas Pynchon’ın 1990’da yayınlanan Vineland romanından esinlenen uyarlamada, öykü bir baba–kız hikâyesi etrafında şekilleniyor. Reagan’ın ikinci kez seçildiği 1984’de başlayan olayları bugüne bağlıyor ve geçmişin devrimci ruhunu yaşayan ve yaşatmaya çabalayan karakterler üzerinden yürüyor.</p><p><strong>60’lı yıllarda Nixon’ın muhafazakar yönetimine karşı başlattıkları silahlı, bombalı, soygunlu eylemlerle adını duyuran kurmaca French 75 adlı örgütün bugününe odaklanıyor.</strong></p>
<p> </p><p>Anderson çok sevdiği bu romanı, uzun bir hazırlık dönemi sonrası, muhteşem bir oyuncu kadrosuyla perdeye aktarmış. Kesin bir dönem belirtmiyor, yıllar belirsiz, olaylar dün ve bugün arasında değişiyor olsa da, bugünün politik iradesine karşı duruş olduğu açıkça ortada.</p><p><strong>Filmin ilk yarısında Anderson, French 75 adlı hayali örgütün geçmişteki eylemlerini anlatır. Banka soygunları, kolluk kuvvetlerine karşı direniş eylemleriyle sınırların olmadığı anti emperyalist bir devrimi hedeflerler.</strong>  Filmin hemen başında, Meksika’dan ABD’ye geçerken yakalanan kaçak göçmenleri serbest bıraktıkları silahlı eylem sırasında örgütün öne çıkan karakterleriyle tanışıyoruz.</p>
<p> </p><p> Üç karakter ilk planda öne çıkıyor, <strong>Perfidia Beverly Hills (Teyana Taylor)</strong>, isyankâr, öfkeli, yolundan sapmaz çılgın bir devrimci olarak gözüküyor. <strong>“Varoş” Pat Colhoun (Leonardo DiCaprio)</strong> görünürde sakin, ürkek olsa da, zaman içinde onun da en az Perfidia kadar çılgın ve saplantılı karakter olduğu anlaşılıyor. Üçüncü karakter ise baskın sırasında Perfidia’nın karşısına çıkan, Amerikan ordusu subayı <strong>Steven Lockjaw (Sean Penn). S</strong><strong>ıradan bir asker, özelliksiz ve hatta aptal gibi… Fakat ikinci yarıda, belirlediği hedefleriyle hikâye örgüsünü belirleyen karakter haline geliyor. Sağcı cenahın tipik cahil &#8220;Redneck&#8221; tiplemesi.</strong></p>
<p><strong>  </strong></p><p>Perfidia’nın eylemler sırasında yaşadığı, adrenalin boşalması libidosunu yükseltir, sevişme arzusu yaratır. Lockjaw ile olan seks ilişkisi bu karakteri hikayede önemli bir figüre dönüştürüyor. Örgütün eylemleri Marksist yazar, çizer takımının solculuk olarak tanımladığı siyasi hareketin bire bir kopyası. <strong>Kitleden kopuk, rejime karşı kişisel eylemlerle tatmin yaşayan ve sonunda harcanan maceraperest karakterler. 70’li yıllarda bizim topraklarda da çok gözüken ve çok gencin kaybına erken yol açan bir yakın geçmişi anımsatıyor. Kısaca sol devrimci geçinen tiplerle de dalgasını geçiyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p><p><strong>Film ikinci yarıda başka bir yapıya geçiş yapıyor. Perfidia’nın ortadan kaybolmasıyla ana karaktere dönüşen kızı Willa (Chase Infiniti oluyor. Willa’nin peşine düşen Lockjaw ve onu kurtarmaya çalışan Pat arasındaki mücadeleye dahil olan Sergio (Benicio Del Toro) temposu düşmeyen bir aksiyon yaratıyorlar.</strong> Coen Kardeşlerin başyapıtı “Big Lebowski”’deki Jeff Bridges’in canlandırdığı kafası hep iyi Dude karakterini anımsatan bir performans gösteren Leonardo DiCaprio ikinci yarıya damgasını vuruyor. <strong>Modası geçmiş bir devrimci olarak TV’de başkaldırının başyapıtı “Cezayir Savaşı”’nı seyretmesi, haberleşme şifrelerini unutması, sırtındaki çizgili bornozuyla, düşmesiyle kalkmasıyla komedinin dibine vuruyor.</strong> Emsalsiz bir Benicio Del Toro ise yine oynamıyor karakteri oluyor. Sean Penn ise kariyerinin en karikatür tiplemesine hayat veriyor.</p>
<p> </p><p>Genelde psikolojik yaklaşımı ön plana alan Anderson bu kez en yüksek bütçeli filminde, görsel anlatımı ve hızlı kurgusuyla şaşırtıyor. <strong>İlk bölümde filmin içine girmekte zorluyor seyirciyi, arka arkaya sıralanan olaylarda, karakter bolluğu, komedi ve aksiyon arası geçişler kafa karıştırıyor.</strong></p>
<p> </p><p>İkinci bölümde anlatım komedi aksiyon rayına oturuyor ve en keyifli anları ortaya çıkıyor. Aksiyon sahnelerinde Anderson kaos ve kargaşayı şova dönüştürmeden yansıtıyor. Bilhassa araba takip sahnelerinde verdiği “roller coaster” hissiyatı olağanüstü. Görüntü yönetmeni Michael Baumann’ın kullandığı 35 mm Vista/Vision geniş ekran görüntüleri çok etkileyici. 50’lerde Paramount tarafından geliştirilmiş Özel bir çekim tekniği, yatay düzlemde çekilerek, yüksek çözünürlükte bir görüntü elde ediliyor. </p>
<p> </p><p>Müzik asla susmuyor, metronom gibi ritmik bir eşlikçiye dönüşüyor. Radiohead grubundan Jonny Greenwood’la çalışmayı seven Anderson, bir kez daha sıra dışı bir soundtrack ile sahnelere metronom ritmi veriyor.</p><p><strong>Trump ve Antifa’yı hedef alan bunu da başka bir Amerika hikayesi üzerinden anlatan Anderson özgünlüğünü hak ettiği bir Oscar ile taçlandırdı. </strong> </p>
<p> </p>
<p>       </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-696e4d7 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="696e4d7" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-986b349 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="986b349" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6> </h6>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/andersondan-trump-donemine-bir-hiciv/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vicdan susar, cehalet konuşur…</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/vicdan-susar-cehalet-konusur/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/vicdan-susar-cehalet-konusur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7614</guid>

					<description><![CDATA[Kurtuluş-2026 Yönetmen ve senaryo: Emin Alper. Oyuncular: Caner Cindoruk, Feyyaz Bulut, Berkay Ateş, Özlem Taş.       Artık sinemamızda “auteur-yönetmen” etiketini hak eden, Mehmet Alper’in Berlinale Gümüş Ayı ödüllü filmi “Kurtuluş” çok bekletmeden vizyona girdi. 2009 yılında yaşanmış bir katliamdan ilhamını alan senaryosunda, kapalı toplumlarda bir düşman yaratarak şiddetin meşrulaştırmasını ve bireylerin suç karşısındaki...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7614" class="elementor elementor-7614" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-19b78495 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="19b78495" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-6751f065 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6751f065" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p><strong>Kurtuluş-2026</strong></p><p><strong>Yönetmen ve senaryo: Emin Alper.</strong></p><p><strong>Oyuncular: Caner Cindoruk, Feyyaz Bulut, Berkay Ateş, Özlem Taş.  </strong></p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p><p>Artık sinemamızda “auteur-yönetmen” etiketini hak eden, Mehmet Alper’in Berlinale Gümüş Ayı ödüllü filmi “Kurtuluş” çok bekletmeden vizyona girdi. <strong>2009 yılında yaşanmış bir katliamdan ilhamını alan senaryosunda, kapalı toplumlarda bir düşman yaratarak şiddetin meşrulaştırmasını ve bireylerin suç karşısındaki toplu suskunluğunu kısacası suça ortak olmasını anlatıyor.</strong> 2009 yılının 19 Mayıs günü Mardin’e bağlı Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge Köyü’nde nişan törenini basan korucula kadın çocuk demeden 44 kişiyi öldürür. <strong>Devletin verdiği silahlarla yapılan bu katliam sonrası koruculuk sistemi tartışmaya açılır.</strong></p><p><strong>Hazırlanan resmi raporda yedi farklı unsurun bir araya gelmesi nedeniyle “sıra dışı bir olay” olma özelliği şöyle sıralanır:</strong> “bir anda 44 kişinin öldürülmesi, toplum için beklenmedik bir anda yaşanması, ölenler arasında çocuklar ve hamile kadınlar bulunması ve yakın mesafeden ateş edildiği için bu hedeflerin bilinerek seçilmesi, saldırıya uğrayanlarla zanlıların akraba olması, böyle bir vahşette birden fazla kişinin rol alması, olay anı olarak bir nişan töreni ve namaz sırasının seçilerek hedef alınanlar arasında aileden olmayan köy imamı ve konukların da öldürülmesi, olayın Mardin gibi bir hoşgörü ve huzur şehrinde meydana gelmesi.”</p>
<p> </p><p><strong>Emin Alper senaryosunda, Hazeran ve Bezari aileleri arasındaki husumeti temel alıyor. Hazeran ailesi teröre karşı koruculuk yapmayı kabul etmiş, devletten silah almıştır. Bezari’ler ise koruculuğu kabul etmemiş, topraklarını terk etmişlerdir. Bir süre sonra da geri dönmek zorunda kalmışlardır. Bu toprakları ekip, biçen, hasadını alan Hazeran’lar, bu toprakları geri vermek istemez. Köye zaman zaman gelen asker Hazeran’larla görüşür, teröre karşı yeni direktifler verir. Devletin desteği Hazeran’ları daha da pervasız yapar.</strong></p>
<p> </p><p>Erkeklerin zikir yaptıkları tarikat törenlerinde Şeyh Ferit (Feyyaz Duman) toplumsal yapıyı korumaya çalışsa bile, çevresindekilerin dolduruşuna gelen Mesut (Caner Cindoruk), şeyhliğin kendi hakkı olduğunu düşünür. Mesut gecelerini, kabuslarla geçiren psikolojisi bozuk bir adamdır ve zamanla katliamın baş aktörüne dönüşür. Liderlik vasfını hak ettiğini göstermek için çevresini şiddet dolu sözlerini dini, bir nevi kutsallık bahşettiği mesajlarla birleştirerek çevresini provoke eder.</p>
<p> </p><p><strong>DİN VE CEHALET ARASINA SIKIŞMIŞ BİREY</strong></p>
<p> </p><p><strong>Kapalı bir çevrenin sıkışmışlığı içinde, beyni yıkanan bireylerin vicdan ve rasyonel düşünceden yoksun suçluya dönüşmesini Alper mükemmel bir sinema diliyle anlatıyor. Sert bir coğrafya içinde dar patikaların, sert kayalıkların tepesinde kurulu köyün medeniyetten uzak yapısını, emelleri doğrultusunda kullanan şeyh ve tarikat iş birliğini sabırla yansıtıyor. Kimlik kırılmalarını yakın ve uzak plan kadrajlarla anlatıyor. Sert doğa ortasında bireyin yalnızlığı ve çaresizliğini şiirsel kadrajlara dönüştürüyor.</strong></p><p><strong>Alper karakterlerinin hezeyanlarına, kabuslarına seyirciyi davet ediyor. Korku filmi esintileri taşıyan klostrofobik atmosferi, gece çekimleriyle, dar sıkışık mekanlarla tamamlıyor. Paranoyak bir dünyayı bilhassa ilk bölümde tekrara düşmekten çekinmeden, tempoyu yavaşlatarak seyirciye geçirmekte ısrar ediyor.</strong></p>
<p> </p><p>Görüntü yönetiminde Barış Ayger ve Ahmet Sesigürgil, kurguda Özcan Vardar, müzikte Christiaan Verbeek harika bir iş birliğine imza atmışlar.   </p><p><strong>Oyunculuklarda Mesut’a hayat veren Caner Cindoruk katman katman yükselen bir oyunculuk sergiliyor. Dalgın bakışlı durgun bir adamdan şiddetten beslenen bir lidere dönüşmesi çok etkileyici. Keza Şeyh Ferit’de Feyyaz Duman daha kısa süre almasına karşın çok iyi. Berkay Ateş (Yılmaz) ve Özlem Taş (Gülsüm) rollerinin hakkını veren oyuncular arasındalar. Ekip olarak oyunculuklar zaten mükemmel.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p><p><strong>Emin Alper “Tepenin Ardı” ile başladığı küçük toplumların düşman yaratma hezeyanlarına, “Kurak Günler”’de taşranın suç ortaklığını eklemişti. Bu kez çıtayı daha da yükselterek “Kurtuluş”’ta bir Anadolu trajedisi olabilecek bir katliamı hatırlatıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-0806626 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="0806626" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-40c1d3f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="40c1d3f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6> </h6>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/vicdan-susar-cehalet-konusur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarı zarfların kararttığı yaşamlar</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/sari-zarflarin-kararttigi-yasamlar/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/sari-zarflarin-kararttigi-yasamlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:42:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7607</guid>

					<description><![CDATA[Sarı Zarflar-(2026) Yönetmen: İlker Çatak. Oyuncular: Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık.     Fatih Akın imzalı Duvara Karşı’dan 22 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan ikinci Türk filmi “Sarı Zarflar-Gelbe Briefe” oldu. Aydınların hayatlarını kıran, düşünceye düşman, politik gücün yarattığı bir kıyımdan yola çıkarak, sanatçı bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7607" class="elementor elementor-7607" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-b914be e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="b914be" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3c2b0508 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3c2b0508" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p><strong>Sarı Zarflar-(2026)</strong></p><p><strong>Yönetmen: İlker Çatak.</strong></p><p><strong>Oyuncular: Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık.</strong></p><p> </p>
<p> </p>
<p>Fatih Akın imzalı Duvara Karşı’dan 22 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan ikinci Türk filmi “Sarı Zarflar-Gelbe Briefe” oldu. Aydınların hayatlarını kıran, düşünceye düşman, politik gücün yarattığı bir kıyımdan yola çıkarak, sanatçı bir ailenin hayatının dipten sarsılışını incelikle yazılmış bir senaryo üzerinden anlatıyor. Hatırlayalım, benzeri bir vaka 2016’da “Barış için Akademisyenler” bildirisini imzalayanların başına gelmişti. <strong>İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in birlikte kaleme aldıkları senaryo, yaratıcı bir seçimle Türkiye’yi alıp Almanya sınırlarına koyuyor. Bu arada senaryo yazılımı sırasında barış bildirisi mağduru birçok isimle de konuşulmuş. Malum, sarı zarflardan bir Türkiye gerçeği olarak, çoğunlukla umut verici haberler çıkmaz.   </strong></p><p><strong>Açılış jeneriklerinde karşımıza çıkan “Ankara yerine Berlin”, “İstanbul yerine Hamburg” etiketleri, olay örgüsüne evrensel bir boyut kazandırıyor. Benzer politik baskıların pekala bugün demokrasi savunuculuğu yapıyor gözüken, her ülkede, yaşanabilirliğinin altını çiziyor. Sanki Almanya’nın 1933-1945 arası yaşadıklarını hatırlatıyor.</strong> <strong>Göçmen yaşam sürenler, içlerindeki özlemi, “bir yerleri”, “bir yerlere” benzeterek dindirirler. Sonuçta İlker Çatak ve Ayda Meryem çifti de hem Alman, hem de Türk olarak iki kültürlü kimlikler.</strong></p><p><strong>Almanya’da mecazi bir Türkiye yaratma fikri yanında, “Derya Tufan rolünde Özgü Namal”, “Aziz Tufan rolünde Tansu Biçer” jenerik yazılarıyla da, kendi kimliklerinden birer parça sunuyor gibiler&#8230;</strong> <strong>Farklı limanlara uğrayan senaryoda, sanatçı etiği tartışılırken, var olmak için sanattan ne kadar taviz verilir sorusu kafamızı karıştırıyor. Net bir yanıt çıkmasa da, her iki tarafın da haklılığı tartışılmaz. Ayrıca yandaş muhafazakarlığın aydın, seküler kimliklere dinmeyen hoyratlığına, öfkesinine bir kez daha tanık oluyoruz. Politik baskı ise öykünün can damarı.</strong></p>
<p> </p><p><strong>TUFAN AİLESİNİN ÇIKMAZLARI</strong></p>
<p> </p><p>Derya ve Aziz Ankara’da konforlu bir sanatçı hayatı sürerlerken, Aziz’in yazıp Derya’nın başrolde oynadığı bir eserin tepedekilerden birilerini rahatsız etmesiyle eser yasaklanır. Esas mesele Derya’nın oyun sonrası, mülki erkanla ayni fotoğraf karesine girmek istememesidir. Sözünü sakınmayan, sivri dilli Derya’nın tiyatro yönetimine sarf ettiği sözler sonlarını hazırlar. Yaşam alanları bir anda yıkılır ve devlet tiyatrosundan açığa alınırlar, Aziz’in akademisyenliği de keza ayni akıbete uğrar. Geçim derdinin baş göstermesiyle de Ankara’yı terk edip İstanbul’da Aziz’in annesinin (İpek Bilgin) evine sığınırlar. 14 yaşındaki kızları Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) değişen çevresinin yarattığı mutsuzluk yanında, ailenin mecbur kaldığı emanet hayat, karı koca ilişkilerini de kökten sarsmaya başlar. Aziz’in sanatını sürdürme hayalleri yerini geceleri taksi şoförlüğüne bırakır. Yine de bir şeyler yazıp sahnelemek motivasyonundan kopmamaya çabalar. Yerel küçük bir sahnede yaşadıklarını öykülediği “Sarı Zarflar” adı altında bir eseri sahneye koyma provalarına başlar.  </p><p><strong>Derya’nın uzun süredir arayıp sormadığı ağabeyi Salih’e (Aydın ışık), Kaz Dağları’ndaki bir aile toprağının satılması niyetiyle yaptığı ziyaret, metazori bir ilişkiyi başlatır. Yandaş muhafazakarlığın haza bir temsilcisi olan ağabey, aydınlara karşı içinde birikmiş öfkesini kusma fırsatını kaçırmaz.</strong></p>
<p> </p><p><strong>SANATÇI KİMLİĞİ TARTIŞMASI</strong></p>
<p> </p><p><strong>Aziz ve Derya arasındaki gerginlik finalde oldukça sert bir tartışmaya dönüşür. Karşılıklı yargılama, öfke ve aşağılama vardır sözlerde. Sanatçı maddiyat için sanatından ne kadar ödün vermelidir? Aziz’in cephesinde asla ödün vermemek görüşü hakim olsa da, Derya için hayatta var olabilmek için bir şeylerden vazgeçmek gerekir düşüncesi hakimdir. Bu sanatçının çocuğuna karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerekli değil midir?</strong></p><p>Bir tiyatro sanatçısı diziler de oynayarak, sanatçı kimliğini yitirir mi? <strong>Şahsen yakın çevremde de uzun zamandır tanık olduğum, sıcak tartışmalardan birisidir. Sahne tozu yutmuş bir oyuncunun sahneden vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi iyi seçilmiş rollerde de, dizilerde neden oynamasına? Sinema dünyasından tanıdığımız birçok oyuncunun onca şöhrete rağmen sahneden vaz geçemediği gerçeğine vakıfız.</strong></p>
<p> </p><p><strong>Aziz’in yaşadıklarından yola çıkan, “Sarı Zarflar” adındaki deneysel tiyatro oyunu, ülkenin politik iklimini yansıtan repliklerle dolu. Cesur ve isyankar sözler, sahnedeki çarpıcı final filmin çok beğendiğim bir açılımı oldu. Ayrıca Aziz provalar sırasında Derya’nın artık kendisi gibi düşünmediğini anlar.</strong></p><p><strong>Düşündükçe daha çok sevdiğim, özüne vakıf olduğum bir film oldu “Sarı Zarflar”. İlker Çatak’ın İskandinav sinemasına yakın sinema dili ve hüzünlü atmosferi anlatımını güçlendiren yönleri. Ingmar Bergman’ın aile içi çatışmalarını anımsatan veya onun izinden giden, “Manevi Değer” ile son Oscar sahibi Joachim Trier’in yanıtı seyirciye bırakan üslubu. Mesafeli, seyirciyi duygusal anlamda çok kucaklamadan düşünmeye yönlendiren bir anlatım, seyirciyi film sonrasında da fazlasıyla meşgul edecek güçte. Diyaloglar incelikle, adeta elekten geçirilerek yazılmış, büyük bir senaryo başarısı var ortada.</strong></p>
<p> </p><p>Uzun yıllardır perdede izlemediğimiz Özgü Namal harika bir performansla iyi ki geri dönmüş dedirtiyor. Karakterinde yerine göre atarlı nüanslara geçişlerinde, doğallığını hiç kaybetmiyor. Karşı kutbunda Tansu Biçer ölçülü, temkinli bir kimlikte sanatçı içe dönüklüğünü mükemmel veriyor. Finaldeki biriktirdiği öfkeyi kusması harika. Ezgi’de Leyla Smyrna Cabas’ın yaşının sıkıntılarını yansıtan oyunculuğu gelecekte adından sıklıkla bahsettireceği muhakkak. Babaannede İpek Bilgin kültürlü, bilgece davranışlarıyla aileyi dengeleyen kimliğiyle filmin en samimi karakteri. Aydın Işık kindarlığı yüzüne vurmuş ağabey karakterinde çok iyi.</p>
<p> </p><p><strong>İlker Çatak “Öğretmenler Odası” filminden sonra bu filmiyle çıtayı biraz daha yükseltiyor. İki kültürlü yönetmen kimliğini daha da olgunlaşmış işlerde göstereceği kesin.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-3d30501 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="3d30501" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-a45d564 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a45d564" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6> </h6>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/sari-zarflarin-kararttigi-yasamlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmin girdabında kaybolmak, böyle bir şey…</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/kapitalizmin-girdabinda-kaybolmak-boyle-bir-sey/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/kapitalizmin-girdabinda-kaybolmak-boyle-bir-sey/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 08:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7599</guid>

					<description><![CDATA[    Başka Yolu Yok-No Other Choice-2025 Yönetmen: Park Chan-woo. Oyuncular: Lee Byung-hun, Son Ye-jin, Park Hee-soon, Lee Sung-min.     Park Chan-wook ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yarışma bölümünde yaptığı “No Other Choice-Başka Yolu Yok” ile ses getiren bir yapıta imza atmış. Güney Kore’den Uluslararası Film kategorisinde Oscar adayı seçilen, Toronto Film Festivali’nde Uluslararası...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7599" class="elementor elementor-7599" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-620373a0 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="620373a0" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-2f594748 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2f594748" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p> </p>
<h5> </h5>
<h5><strong>Başka Yolu Yok-No Other Choice-2025</strong></h5><h6><strong>Yönetmen: Park Chan-woo.</strong></h6>
<h6></h6>
<h6><strong>Oyuncular: Lee Byung-hun, Son Ye-jin, Park Hee-soon, Lee Sung-min.</strong></h6>
<p> </p>
<p> </p><p>Park Chan-wook ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yarışma bölümünde yaptığı “No Other Choice-Başka Yolu Yok” ile ses getiren bir yapıta imza atmış. Güney Kore’den Uluslararası Film kategorisinde Oscar adayı seçilen, Toronto Film Festivali’nde Uluslararası Seyirci Ödülü’nü kazanan film yeni bir “Parasite” etkisi yaratabilecek çapta, kapitalizmin kalbine sapladığı oklar acımasız ve öldürücü. <strong>Komedi ve dram arasındaki geçişleri ustaca, Kore Sinemasının en önemli alameti farikası yaşamın parçası şiddeti absürdite sınırına taşıması olağanüstü nitelikte.</strong></p><p>Her şeyin mutlu gözüktüğü bir mangal partisiyle açılır perde. 25 yıldır bir kağıt fabrikasında çalışan üst düzey yönetici Yoo Man-soon (Lee Byung-hun), karısı Miri(Son Ye-jin) iki çocuğu, iki Labrador köpeğiyle, iki katlı evlerinin bahçesinde bol şamatalı, mutlu, mesut patronları tarafından gönderilmiş yılan balıklarını kızartır. Sadece bir gelişmeden haberi yoktur, fabrikası yabancı yatırımcılar tarafından satın alınmıştır ve artık işsizdir. Haberin açıklanmasıyla şoke olur.</p><p>Yaşam koşulları aniden karşılayamayacağı düzeye inmeye başlar, üst orta sınıf mensubu artık değildir. Geçici olarak bir süper markette çalışır, eski işine dönmek için yaptığı tüm müracaatlar sonuç vermez. Karısının dans kursu, kızının çello dersleri hatta Netflix aboneliği bile ödenemez durumdadır. Karısı diş teknisyenliğine geri döner, hatta köpekler bile elden çıkarılır. Tek çare sahip oldukları aileden miras evin satılmasıdır. 18 ay boyunca yaptığı başarısız iş aramalarını ince bir planla sonuçlandırmaya karar verir. Kağıt fabrikası yöneticiliği için açık tek pozisyona müracaat etmiş yedi adayı ortadan kaldıracaktır.</p>
<p> </p><p><strong>100&#8217;den fazla roman yazmış olan Amerikalı yazar Donald E. Westlake’in “The Ax” ‘dan uyarlanmış olan “Başka Seçenek Yok” ilk kez 2005’de Costa Gavras tarafından perdeye yansıtılmış. Gavras’ın soğukkanlı bürokratik draması aradan geçen 20 yıl sonunda Chan-wook’un ellerinde satirik bir kapitalizm eleştirisine dönüşmüş.</strong></p>
<p> </p><p><strong>“Parasite”’in izinden giden Kore aşırılığına uyan bir uyarlama olduğu tartışılmaz. “Old Boy” (2003) ile 2000’li yılların en iyi filmlerinden birisine imza atmış olan Chan-wook, 2016’da “Hizmetçi-Handmaiden”, 2022’de “Ayrılma Kararı-Decision to Leave” ile başarı eğrisini yüksek tutmuştu. </strong>Farklı tonlara geçişlerde yalpalamayan Chan-wook ilk kez karanlık, sosyal eleştiri dozu yüksek bir komedi ile karşımıza geliyor. Kore’nin aile hayatından da ince bir hicvi ilmek ilmek örüyor; yaşamın yükselen standartı içinde erkeğin mümkün olduğunca çok kazanma mecburiyeti, tersi durumda erkeğin kırılan gururunun yarattığı yıkım ve dolayısıyla ortaya çıkan aile içi  işlevsizlik. Yoo Man-soon kağıt endüstrisi dışında inatla “başka seçeneği olmadığını” söylerken, Amerikalı patronlarda ücret bütçesini düşürmekten “başka seçenekleri olmadığını” söyler. Sonuçta herkes için “başka bir seçenek yoktur.” O zamanda yapılacak işlerde seçenekler değişmelidir, değil mi?</p><p> </p>
<p>Aile içi hikayelerde birçok yan yollara sapıyor Chan-wook, karısının kendisini aldatmasından duyduğu şüphe, diş hekiminden duyduğu şüphe sonrası başlayan diş ağrısı, tuhaf bir yılan ısırma sekansı, çeşitli sakarlıklarla dolu cinayet sahneleri. <strong>Slapstick komedinin karanlık mizahla harmanı çok başarılı.  </strong></p><p><strong>Kara mizah tonunun hiç eksilmediği filmde her şeyin sadece tek anlamı var; makineleşme ve tekelciliğin sonucunda insanlar daha önemsizleşecek, insani değerler iyice dibe vuracak, ayak uyduramayanlar ise madden yok olmaya mahkum olacaklar.           </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-ca4a2fc e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="ca4a2fc" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e9d231f elementor-widget elementor-widget-image" data-id="e9d231f" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img decoding="async" src="https://sinekolik.com.tr/wp-content/plugins/elementor/assets/images/placeholder.png" title="" alt="" loading="lazy" />															</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/kapitalizmin-girdabinda-kaybolmak-boyle-bir-sey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yok olmakta olan dünyayı kurtarma adına…</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/yok-olmakta-olan-dunyayi-kurtarma-adina/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/yok-olmakta-olan-dunyayi-kurtarma-adina/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7590</guid>

					<description><![CDATA[    Bugonia-2025 Yönetmen: Yorgos Lanthimos. Oyuncular: Emma Stone (Michelle), Jess Plemons(Tedd), Aidan Delbis (Donny),Alice Siverstone (Sandy) Bugonia Yunancada bogos= boğa ve gonos= doğum kelimelerinden ortaya çıkmış, mitolojik bir inanca göre, ölü bir boğa derisiyle çürümeye bırakılırsa, içinde arıların üreyip, çoğalacağını rivayet eden, kısaca yeniden doğuşu, hayatla kucaklaşmayı tanımlayan bir mit. Bu hikaye Yunanlı Yorgos...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7590" class="elementor elementor-7590" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-31dcc0e5 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="31dcc0e5" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-1e7e33fb elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1e7e33fb" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p> </p>
<p> </p>
<h5><strong>Bugonia-2025</strong></h5><h6><strong>Yönetmen: Yorgos Lanthimos.</strong></h6><h6><strong>Oyuncular: Emma Stone (Michelle), Jess Plemons(Tedd), Aidan Delbis (Donny),Alice Siverstone (Sandy)</strong></h6>
<h6><strong></strong></h6>
<h6><strong>Bugonia Yunancada bogos= boğa ve gonos= doğum kelimelerinden ortaya çıkmış, mitolojik bir inanca göre, ölü bir boğa derisiyle çürümeye bırakılırsa, içinde arıların üreyip, çoğalacağını</strong> <strong>rivayet eden, kısaca yeniden doğuşu, hayatla kucaklaşmayı tanımlayan bir mit.</strong> Bu hikaye Yunanlı Yorgos Lanthimos’un aklına takılınca, dünyevi bir soruna kapılarını açmış oluyor: <strong>yok olmakta olan dünya.</strong><br /><br />2003 tarihli Güney Kore yapımı “Save the Green Planet-Yeşil Gezegeni Kurtarın” adlı fantastik kült filmi esin kaynağı olarak kullanan Lanthimos metni kendi özgün anlatı diline adapte ederken, yoğun psikolojik çatışmaları, uçuk bir kara komediye dönüştürmüş. Yeşil gezegeni kurtarmak için önce doğanın ekolojik yıkımdan korunması gerektiğine inanan öfkeli arıcı Tedd (Jesse Phlemons), ölmekte olan arılarından sorumlu tuttuğu tarımsal ilaç sanayinin büyük şirketi Auxolith’in güçlü kadını, keskin zekalı CEO’su Michelle’i (Emma Stone) kaçırıp, rehin alarak kişisel bir intikamı ve çevreye olan sorumluluğu başlatma peşindedir. Şirketi, Opioid alışkanlığına karşı geliştirdikleri bir ilacı yeterince araştırmadan, kullanmaktan dolayısıyla annesinin solunum cihazına mahkum olmasından sorumlu tutar, ayrıca Michelle’in de Andromeda’dan gelme bir uzaylı olduğundan emindir, onu ikna etmeyi deneyerek uzaylıların dünyadan elini eteğini çekmesini, doğaya verecekleri ekolojik yıkımı durduracağına inanır. 3 gün sonraki ay tutulması sırasında gelecek Andromeda uzay gemisindekilerle Michelle’i pazarlık konusu yapmak niyetindedir. “Alın Michelle’i dünyayı rahat bırakın” diyecektir aklınca.</h6>
<p> </p><p><strong>Kaçırılma sırasında kullandığı bayıltıcı iğnenin etkisi daha geçmeden saçlarını tıraş eder. Michelle’in saçları aracılığıyla uzaylılarla haberleştiğine inanmaktadır.</strong> Rehineyi evlerinin bodrum katına indirip, ellerini ayaklarını yatağa bağlarlar. </p><p>Bu eylemi yarım akıllı kuzeni Donny (Aidan Debis) ile planlarken, onu fikirleri, derin araştırmalarıyla eğitmiş, onca zaman bu eyleme hazırlamış olsa da ondan yeterli desteği alacak gibi değildir. Daha ilk anlardan Donny hata vermeye başlar.</p>
<p> </p><p><strong>KİMİN TARAFINDAYIZ</strong></p><p>Bir tarafta kaçırılmış, saçları tıraş edilmiş, iri mavi gözleriyle ışıl ışıl bakan, elleri ayakları bağlanmış karizmatik kadın rehine, diğer tarafta öfkesini zor kontrol edebilen, araştırmalarını takıntıya dönüştürmüş, her an rehinesine işkence yapabilecek, dengesiz bir adam. Kimi tutarsın seyirci olarak? Haliyle mağdurdan yana taraf olunur. Her ne kadar Tedd’in komplo teorileri doğru olsa bile… Bir süre sonra roller değişir. Psikolojik savaşta rehine ipleri ele alır, genç adamın tüm donanımı geriye teper. <strong>Soğuk, mesafeli, duygusuz tonu karşısında Tedd daha bir insan gibidir…</strong></p><p>Teddy ve Michelle arasındaki diyaloglarda Lanthimos&#8217;un kendine özgü muzip mizahı dikkatimizi çekiyor. Plemons ve Stone&#8217;un yüzlerindeki bir seğirmeyi, iğneleyici bir ifadeyi yakalıyoruz. Bu kadrajlarda görüntü yönetmen Robbie Ryan’ın katkısı önemli. Her iki oyuncunun olağanüstü performanslarını ortaya koymaları için kadrajın tamamını vermesi mükemmel. <strong>Michelle sık sık Teddy&#8217;ye yabancı gelen ve onu çileden çıkaran pasif-agresif bir tonda kurumsal bir dille konuşuyor.</strong> Teddy, kendine güvenen bir yargıç ve jüri rolünü kaybedip, Donny ile gergin bir şekilde tartışan, emir yağdıran, pompalı tüfek sallayan serseriye dönüşüyor. Otizmli bir oyuncu olan Delbis, Plemons ve Stone&#8217;un vahşi diyaloglarına tempolu değişiklikler ekliyor.</p>
<p> </p><p><strong>Psikolojik gerilim temposu sürpriz finale doğru tempo değiştiriyor. Lanthimos tarzına aşina olmayan seyirci için saçma bir hal alabilecek bir durum. Adamın tarzı bu, tuhaflık ve sürpriz gelişmeler olmadan bitirmez.</strong> Yapımcı olarak Ari Aster ile güç birliği yapınca, absürt gelişmeler daha dakaçınılmaz oluyor. Aster son yıllarda Ayin (2018), Beau is Afraid (2023), Eddington (2025) ile sıra dışı yapımların yaratıcı beyni.</p><p>Görselde “The Brutalist”’den bu yana sıklaşan Vista Vision tekniğiyle mükemmel çözünürlük ve görsel doku sağlayan Ryan, uzak plan çekimlerde de çok başarılı kadrajlar sunuyor. Bu teknikte dikey görüntü tekniği yatay düzlemde çekiliyor.</p>
<p> </p><p><strong>Oyunculuklarda Emma Stone ile beşinci filmini çeken Lanthimos, tuhaf karakterlerini onu düşünerek yazdığını saklamıyor. Stone’un bu kadar zor karakterleri, muhteşem canlandırmasından sonra Hollywood tarzı klişe filmlerle mutlu olması zor gözüküyor.</strong> Her filmde çıtayı yükselten Jess Plemons ise Lanthimos’un çok tuttuğu aktörlerden. Bir önceki filmi Merhamet Hikayeleri’nde üç farklı karakterde gözükmüştü. Mizahı oldukça karanlık filmi beğenen olacağı kadar beğenmeyen de olacaktır. Finali sürpriz ve oldukça matrak, onca gerilimden sonra filmin komedi olduğunu hatırlatıyor. Lanthimos’un filmleri arasında üst sıralarda olmayacak bir eseri. </p>
<p>         </p></div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-c6e677f elementor-icon-list--layout-inline elementor-list-item-link-full_width elementor-widget elementor-widget-icon-list" data-id="c6e677f" data-element_type="widget" data-widget_type="icon-list.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<ul class="elementor-icon-list-items elementor-inline-items">
							<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
						</ul>
						</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/yok-olmakta-olan-dunyayi-kurtarma-adina/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada cennet bahçesi mümkün mü?</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/dunyada-cennet-bahcesi-mumkun-mu/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/dunyada-cennet-bahcesi-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 10:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7584</guid>

					<description><![CDATA[    Eden-2024-Prime Video Yönetmen: Ron Howard. Senaryo: Noah Pink, Ron Howard. Oyuncular: Ana De Armas, Jude Law, Vanessa Kirby, Sydney Sweeny, Daniel Brühl.   Dünyada bir cennet bahçesi kurmak mümkün mü? Ron Howard’ın “Eden” filmini izledikten sonra bunun en fazla bir ütopya olabileceği anlaşılıyor. Açgözlülük, hırs, kıskançlık ve kibir insan doğasını idare ettikçe düşünülemeyecek...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7584" class="elementor elementor-7584" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-9a4ff2 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="9a4ff2" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-1938e5a0 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1938e5a0" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p> </p>
<h4> </h4>
<h4><strong>Eden-2024-Prime Video</strong></h4><h6><strong>Yönetmen: Ron Howard.</strong></h6>
<h6></h6>
<h6><strong>Senaryo: Noah Pink, Ron Howard.</strong></h6>
<h6></h6>
<h6><strong>Oyuncular: Ana De Armas, Jude Law, Vanessa Kirby, Sydney Sweeny, Daniel Brühl.</strong></h6><p> </p>
<p><strong>Dünyada bir cennet bahçesi kurmak mümkün mü? Ron Howard’ın “Eden” filmini izledikten sonra bunun en fazla bir ütopya olabileceği anlaşılıyor. Açgözlülük, hırs, kıskançlık ve kibir insan doğasını idare ettikçe düşünülemeyecek bir gerçek.</strong></p><p> </p>
<p>Senaryosunu da Noah Pink ile yazdığı ve birinci sınıf bir oyuncu kadrosuyla çalışan Howard, gerçek bir hikayeden yola çıkıyor. 1930’lu yıllarda Galapagos Adalarında Floreana’ya yerleşen Friedrich Ritter (Jude Law) ve Dore Strauch (Vanessa Kirby) çiftiyle açılıyor hikaye. İnsanlığı kurtaracak radikal yeni bir felsefe yaratmak gibi görkemli bir düşüncenin peşine düşen Friedrich doğada sıfırdan yeni bir yaşam kurmaya çalışır. Düşüncelerini, buradaki hayatını Almanya’da çeşitli gazetelere mektup olarak, adaya uğrayan gemilerin aracılığıyla gönderir. Dönemin Nietzsche, Shoppenhauer gibi düşünürlerinin fikirlerini tartışır ve Darwin’in hayatta güçlünün yaşam hakkı olduğunu ise asla tartışmadığı bir konudur. Dore’nin MS hastalığını doğal ürünler yoluyla iyileştirdiğine inanır. Herhangi bir diş enfeksiyonundan çekindiği için yolculuk öncesi dişlerini çektirmiştir. Vegan beslenerek çiğneme problemini bertaraf eder.</p><p><strong>Gazete yazılarını okuyarak, onların kurdukları hayattan etkilenen Heinz Wittmer (Daniel Brühl), Margaret (Sydney Sweeny) ve oğulları Harry’nin (Jonathan Tittel) adaya gelmeleriyle işler değişir.</strong> Almanya’da yükselen faşizm ve oğlunun tüberküloz hastalığına doğanın iyi geleceğine inanan Wittmer’ler adaya yerleşmek için gelirler. Ritter bu durumdan hoşlanmaz ve onlara hiçbir yardımda bulunmaz. Her türlü barınma, su temini ve beslenme ihtiyacını Wittmer’ler kendileri halleder.</p><p>Adaya en son gelenler ise en farklı insan grubu olur. İki adamının omuzlarında adaya inen Barones de Wagner de Werhorn (Ana De Armas) “kendisini evren harikası” olarak ilan eder. Niyeti buraya lüks bir otel kurmaktır. Adamları hem sevgili hem de çalışan pozisyonundadır. Parlak giysiler, takılar, koyu rujlar, gramofondan yükselen müzik, şampanya adanın doğal haliyle ciddi bir tezat oluşturur.</p><p><strong>Farklı insan gruplarının yan yana yaşamaya başlamasıyla filmin alt metinleri oluşuyor. Muhafazakar Wittmer’lere karşın, inançsız Ritter’ler ve dekadansın temsilcisi Ana De Armas. Artık ilişkiler her gün farklı bir mecra içinde akmaya başlar. Gerginlik tırmanır.   </strong></p><p>Görüntü yönetmeni Matthias Herndl adanın kartpostal güzelliğini karanlık bir renk paleti içinde veriyor. Tavizsiz ve sert yapısını yansıtıyor, tehlikeyi hissettiriyor. Gittikçe yükselen gerilim atmosferini Hans Zimmer’in harika müziğiyle eşleştiriyor.</p>
<p> </p><p><strong>Oyunculuklarda birinci sınıf bir kadro iş başında. Ana De Armas’ın baştan çıkarıcı karakteri ön plana çıkıyor. Karakterin aşırı uçlarda dolaşmasını çok eleştirmen beğenmedi, Howard’ın kötülüğü abarttığı, karakteri karikatürize ettiği yazıldı  Ben en çok Margaret‘de Sydney Sweeny’i beğendim. Yaban köpeklerin hırladığı gergin doğum sahnesinde olağanüstü bir oyunculuk gösteriyor.</strong></p><p><strong>Finalde Nietzsche’den alıntı yapan Ritter’in dediği gibi insan tüketen, üreyen, avlanan bir canlıdır ve ancak böyle mutlu olur. Cennet bahçesi bir ütopyadır.     </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>       </strong></p></div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-3103211 elementor-icon-list--layout-inline elementor-align-center elementor-list-item-link-full_width elementor-widget elementor-widget-icon-list" data-id="3103211" data-element_type="widget" data-widget_type="icon-list.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<ul class="elementor-icon-list-items elementor-inline-items">
							<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
						</ul>
						</div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/dunyada-cennet-bahcesi-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigmund Freud’un varoluş sancıları</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/sigmund-freudun-varolus-sancilari/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/sigmund-freudun-varolus-sancilari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7570</guid>

					<description><![CDATA[    Freud’un Son Seansı- Freud’s Last Session-(2023)-TOD   Yönetmen: Matthew Brown.   Oyuncular: Anthony Hopkins, Matthew Goode, Liv Lisa Fries.     Sigmund Freud’u Anthony Hopkins’ten izlemek bir ayrıcalık olmalı. Gerçek Freud bu olmalı diye düşündürüyor insanı. Muzdarip olduğu ağız kanseri ameliyatı sonrasında son yıllarını acıyla mücadele şeklinde geçiren, Morfin bağımlısına dönüşen Freud’un kısa...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7570" class="elementor elementor-7570" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-5224083c e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="5224083c" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-1526015d elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1526015d" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Freud’un Son Seansı- Freud’s Last Session-(2023)-TOD</strong></p><p> </p>
<p><strong>Yönetmen: Matthew Brown.</strong></p><p> </p>
<p><strong>Oyuncular: Anthony Hopkins, Matthew Goode, Liv Lisa Fries.  </strong></p><p> </p>
<p><strong>Sigmund Freud’u Anthony Hopkins’ten izlemek bir ayrıcalık olmalı. Gerçek Freud bu olmalı diye düşündürüyor insanı. Muzdarip olduğu ağız kanseri ameliyatı sonrasında son yıllarını acıyla mücadele şeklinde geçiren, Morfin bağımlısına dönüşen Freud’un kısa süren Londra yıllarından bir günü anlatıyor.</strong></p>
<p> </p><p>2. Dünya Savaşı’nın, 1939’da, Almanların Polonya’yı işgaliyle patlaması Freud’u hiç şaşırtmaz. Radyodan dinlediği haberler çoktandır beklediği olaylardır. Zira çok sevdiği Viyana’sı 13 mart 1938’de Nazilere teslim olmuş, ayni yılın Haziran ayında da bu zulümden kaçarak kızı Anna ve karısı Martha ile Londra’ya yerleşmiştir.  Ölümünden kısa süre önce (tahminen 3 hafta kadar önce) Oxford’lu bir profesör ile buluştuğu bilinir. Bu profesörün, büyük olasılıkla da yazar C.S.Lewis olduğu rivayet edilir. 50’li yıllarda ünlü “Narnia Günlükleri”’nin yazarıdır. Kafasında canlananlar anlık görseller olarak filmde yer alıyor. </p>
<p> </p><p><strong>Bu buluşma fikri Mark St. Germain için kurmaca bir metine ilham verir. Böyle bir buluşmada, gerçekte ne konuştuklarını bilemeyiz. Yine de her ikisinin yaşamından, yaptıklarından, yazdıklarından çıkan aydınlatıcı fikirleri çarpıştıran metin oldukça yaratıcı.   </strong></p>
<p> </p><p>Ateist Freud ve inanmış C.S.Lewis (Matthew Goode) arasındaki buluşma farklı iki düşüncenin filozofik tartışmasıdır. Freud, Lewis’in 1933’de yazdığı “Pilgram’s Regress” adlı ilk kitabında, alegorik olarak Hıristiyanlığı yücelten metinlerini eleştirir. <strong>Ara sıra agresif tonlara yükselir. Ateist düşüncelerini yaşamdan örnekleyerek “neden iyi bir tanrı yok” noktasına taşır. Tartışmada çektiği damak acının da etkisi büyüktür.</strong> Morfine sığınır. Viskisine bile katar.</p>
<p> </p>
<p> </p><p>Freud’un yargılayıcı inançsızlığı karşısında Lewis sakindir. Düşüncelerini alt tonlarda vurgular. Üflediği puro dumanları arasından Lewis’i bir hayli küçümser, onun fantastik bir dünyaya sığındığını söyler. J.K Tolkien ile kurmuş oldukları yazarlar kulübü Freud’un fantastik aşağılamasına alt metindir.</p><p>Hikayede Anna Freud (Liv Lisa Fries) yan karakter olarak ilginç bir konuma sahip. Çocuk psikoloğu Dorothy Burlingham (Jodi Balfour) ile olan duygusal ilişkisi yanında babasının sürekli emri altındadır. Morfini vakit geçirmeden temin etmek zorundadır. Babasının düşüncelerini, tezlerini öğretim üyesi olmasa da üniversitede anlatmaktadır. Babasının gölgesi altında yaşayan bir kimliktir. Sık sık babasının rahatsızlığından dolayı dersleri aksatır ve kurum tarafından da hoş karşılanmaz.</p>
<p> </p><p><strong>Freud’un kelimelerle, benzetmelerle arası her zaman çok iyi olmuştur.</strong> Dindar insanların evlenene kadar seks yapmamaları konusuna şöyle bir benzetmeyle cevap verir; bu durum odasında pikolo flüt çalan bir çocuğun ünlü senfoni orkestrasında işe alınması gibidir. Tek başına çaldığı zamanlar onun müzik yaptığı zamandır. İsa hakkında ve yaşamı üzerine çok şey bilmediğimizi söyler, “İncil kurgusalsa (ki olduğuna inanıyor) ve yazarlarını dışarda bırakmamız gerekir” der.</p><p><strong>86 yaşındaki Hopkins’in artık hayat vereceği karakterleri kaçırmamız gereken bir döneme girdik. Oynayacağı her şeyin tadını çıkarmamız lazım.</strong> Oscar kazandığı “Baba” rolünden sonra Freud layıkıyla yakışan bir performansla karşımızda. Keza karşı kutup olarak Lewis karakterinde Matthew Goode mükemmel bir uyum yakalıyor. Freud’un insanlarla paylaştığı şeyler arasında en ilginç olanın “söylememeyi seçtikleri şeyler” olduğunu gözlemliyor. Bu durumun da Lewis’in evliliğiyle örtüştüğünü yakalıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/sigmund-freudun-varolus-sancilari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farklı bir adam, farklı bir ruh</title>
		<link>https://sinekolik.com.tr/farkli-bir-adam-farkli-bir-ruh/</link>
					<comments>https://sinekolik.com.tr/farkli-bir-adam-farkli-bir-ruh/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:48:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sinekolik.com.tr/?p=7564</guid>

					<description><![CDATA[    A Different Man-Farklı Bir Adam-2024-Prime Video Yönetmen: Aaron Schimberg. Oyuncular: Sebastian Stan, Adam Pearson, Renate Riensve.   New York’lu yönetmen Aaron Schimberg “Farklı Bir Adam-A Differant Man”’de farklılık insanın dışarıya yansıyan suretinde değildir diyor.  Yüzde deformasyona yol açan çoklu tümöral kitlelerle insanlara itici gözüken Nörofibromatozis hastalığına yakalanmış Edward’ın dramını anlatırken, fizikselin ötesinde bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7564" class="elementor elementor-7564" data-elementor-settings="{&quot;ha_cmc_init_switcher&quot;:&quot;no&quot;}" data-elementor-post-type="post">
				<div class="elementor-element elementor-element-7c7cdb9a e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="7c7cdb9a" data-element_type="container" data-settings="{&quot;_ha_eqh_enable&quot;:false}">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-c2c5b68 elementor-icon-list--layout-inline elementor-align-center elementor-list-item-link-full_width elementor-widget elementor-widget-icon-list" data-id="c2c5b68" data-element_type="widget" data-widget_type="icon-list.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<ul class="elementor-icon-list-items elementor-inline-items">
							<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
								<li class="elementor-icon-list-item elementor-inline-item">
											<span class="elementor-icon-list-icon">
							<i aria-hidden="true" class="fas fa-star"></i>						</span>
										<span class="elementor-icon-list-text"></span>
									</li>
						</ul>
						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-710623e1 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="710623e1" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container"><p> </p>
<p> </p>
<h5><strong>A Different Man-Farklı Bir Adam-2024-Prime Video</strong></h5><h6><strong>Yönetmen: Aaron Schimberg.</strong></h6>
<h6></h6>
<h6><strong>Oyuncular: Sebastian Stan, Adam Pearson, Renate Riensve.</strong></h6>
<p> </p><p><strong>New York’lu yönetmen Aaron Schimberg “Farklı Bir Adam-A Differant Man”’de farklılık insanın dışarıya yansıyan suretinde değildir diyor.  </strong>Yüzde deformasyona yol açan çoklu tümöral kitlelerle insanlara itici gözüken Nörofibromatozis hastalığına yakalanmış Edward’ın dramını anlatırken, fizikselin ötesinde bir şeyleri araştırıyor. “Fil Adam-Elephant Man” filminde de David Lnych böyle bir insanın ucube gibi panayır yerlerinde sergilenmesinin dramıyla yüzleştirmişti. <strong>Bu kez farklılık fiziksel değişimle uyuşmayan ruhsal değişmeyeninde saklı. İnsanı insan yapan en büyük özellik empati gücü, enerjisi ve ilişki şekli olunca dış görünüm aldatıcı bir boşluk gibi kalıyor. Kara komedi, beden korkusu (body horror), absürtdite arasında gidip gelen anlatımı çok etkileyici.</strong></p>
<p><strong>   </strong></p><p>Yüzündeki deformasyonlar için deneysel bir ilaç programına giren Edward mucizevi değişim yaşamaya başlar. Tümörlerin altında gelişen taze ve sağlıklı bir dokuyla hastalıklı doku soyulur. Gerçek yüzü ortaya çıkar, kendini intihar etmiş gösterir ve yeni bir kimlik alır. Adı artık Guy’dır ve başarılı bir emlak danışmanı olmuştur.</p>
<p> </p><p>Yan komşusu Ingrid filmin diğer önemli bir karakteri olarak öne çıkıyor. <strong>2021 yapımı &#8220;Dünyanın En Kötü İnsanı&#8221; filminin yıldızı Renate Reinsve, bir kez daha büyüleyici, bir o kadar da kusurlu ve bencil bir karakteri canlandırıyor. New York’a oyun yazarlığı hayaliyle yerleşen Ingrid ve Edward arasındaki komşuluk ilişkisi onun yazarlık ilhamı oluyor. </strong>Oyuncu seçimlerine iyileştikten sonra Guy olarak katılan Edward’ın lateks maskesi altında, geçmişin anılarını travmalarını anımsar. Performansına da bunu başarıyla yansıtır.</p>
<p> </p><p>Hakiki bir Nörofibramatozis hastası olan Oswald’ın oyuna gelmesiyle şemsiye ters döner. Adam Pearson, Edward&#8217;ın bir zamanlar sahip olduğu yüz deformasyonunun aynısını yaşayan bir İngiliz beyefendidir.  Oswald rolünde Pearson&#8217;ı, Jonathan Glazer&#8217;ın &#8220;Under the Skin&#8221; filmindeki etkileyici yardımcı performansından veya Schimberg&#8217;in önceki filmi 2018 yapımı &#8220;Chained for Life&#8221;tan hatırlayabilirsiniz.</p><p><strong>Hastalığına karşın Oswald o kadar özgüvenli ki tanıştığı herkesi anında büyülüyor. Keskin zekâlı ve hayata meraklı fiziki tüm dezavantajlarına rağmen çapkın mı çapkın. Kısacası, Edward&#8217;ın hiç olmadığı her şey Oswald&#8217;da var ve bu da Edward/Guy kimliğini çaresizce çabalayan bir hale sokuyor.</strong></p>
<p> </p><p><strong>Besteci Umberto Smerilli&#8217;nin zengin müziği, onun eziyet dolu halini, en ufak bir göz kırpmayla bile, harika bir şekilde yansıtıyor.</strong></p><p>Yazar-yönetmen Aaron Schimberg&#8217;in kara komedisinde Sebastian Stan, yüzü ciddi şekilde deforme olmuş bir adamı canlandırmak için çoğu zaman protez katmanlarının altına gömülüyor. Basın notlarına göre Stan, bu detaylı ve ikna edici makyajla New York sokaklarında dolaşıyor, hatta karakteri Edward&#8217;ın dünyada nasıl hareket edeceğini prova ediyor, müdavimi olduğu kahveye gidiyor. İnsanların reaksiyonunu ölçüyor.</p><p><strong>Görüntü yönetmeni Wyatt Garfield tarafından Süper 16mm çekilen &#8220;Farklı Bir Adam&#8221;, 70&#8217;lerin New York bağımsız filmlerinin renk ve dokusuna, soluk, grenli renklerine sahip. O dönemin Woody Allen filmlerinin absürt mizahını mükemmel taklit ediyor.</strong></p>
<p> </p><p>Çok beğendiğim bir film oldu. Güzelleşmek, gençleşmek çeşitli bilir bilmez ürünlere sarılanlara nanik yapan bir komedi. “Cevher-Sustance”, “İlgi Manyağı”, “Çirkin Üvey Kardeş” filmlerine eklenecek bir halka</p>
<p> </p>
<p> </p></div>
				</div>
					</div>
				</div>		</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sinekolik.com.tr/farkli-bir-adam-farkli-bir-ruh/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
