Sert erkek dünyasına şiirsel bir bakış

Klasikler

 

İyi İş-Beau Travail-1999-MUBİ

Yönetmen: Claire Denis.
Oyuncular: Denis Lavant, Grégoire Colin, Michel Subor.  

90’lı yıllardan bu yana Fransız sinemasında özgün işlere imza atan  yönetmenler arasında Claire Denis adı ön sıralarda oldu. Ödüllerle süslü kariyerinde, en son 2022’de “Öğle Güneşinde Yıldızlar” filmi ile Cannes’da Büyük Jüri Ödülü kazandı.

 

Cesurdur, yaratıcı ve maceraperest bir ruha sahiptir. Filmlerinin kadın karakterlerine de bu kodlamalardan hayat verir.

Çocukluk ve büyüme yıllarının bir bölümünü geçirdiği Afrika sinematografisinde her daim geriye döndüğü bir alandır. Afrika’da idari görevlerde çalışmış ailesiyle birlikte kıtanın çeşitli ülkelerinde çocukluğu geçmiş ve bu sebeple Fransız sömürgeci yaşamını, sıkıntılarıyla, baskılarıyla yakından gözlemlemiştir.

 

1988 tarihli başat filmlerinden “Chocolat”’da Kamerun’a geri dönen ve anılarını tazeleyen, bir kadının öyküsünü anlatmıştı. Sömüren ve sömürülen arasındaki ilişkilere yaşamından yola çıkarak bakış atar.

Keza 2009 tarihli “Beyaz İnsan-White Material”’da İsabelle Hubert’in hayat verdiği Maria Vial, Afrika’daki kişisel varoluş savaşının kahramanıdır. Kahve yetiştiriciliği yaptığı ülkede çıkan iç savaşın ortasında kalır, onun bu toprakları terk etme ve etmeme arasındaki çelişkileri onu dramatik bir sona doğru sürükler. Bu kez de kara kıtada beyazların aidiyet duygusuna bakar.

 

Sömürgeci ile sömürülen, siyah ile beyaz arasındaki ilişki biçimlerine, bedenlerin ve kimliklerin birbirleriyle temas edişlerine yakından adeta lime lime edercesine bakar. Kadın karakterleri tek başlarına mücadele etmeye alışmış, özel yaşamları savruk kimliklerdir. 

 

Onun 1999 tarihli “İyi İş-Beau Travail” sinematografisinin en nadide yapımlarından birisi oldu. Berlin’de Altın Ayı kazanan filmde, kimlik çatışmalarını, gizlenen arzuları şiirsel dille anlattı.

 

Bu kez bir Fransız lejyoner taburunun Cibuti’deki mevcudiyetini, onların rutin günlüğünü aktarıyor. Yerel bir diskoda çalan Tarkan’ın “Şıkıdım” şarkısıyla açılıyor film. Güzel Afrikalı kızlar ve asker üniformalı genç adamlar eğlenmektedir. Düzgündür, bakımlıdır tipleri. Buradan Denis Lavant’ın yine mükemmel bir performansla hayat verdiği Galoup adlı lejyoner askerin dünyasına geçiyoruz.

 

Artık vatanına dönmüş ve Marsilya’da yaşamaktadır. Geçmiş içinde sanki bir yaradır. Farklı ülkelerden gelmiş paralı askerlerin eğitimlerinden, onların sert askerlere dönüşmelerinden sorumludur.

Galoup’un hayranlık duyduğu iki kişi vardır: komutanı Bruno Forestier (Michel Subor) ve aralarına yeni katılan asker Sentain (Grégoire Colin). Komutanına çocuksu bir hayranlık duymaktadır. Onun lejyoner olmak için doğduğunu düşünür. Sentain’e olan duygularıysa hayranlık ve öfke karışımıdır. “Onun her şeyi başarabilme yeteneğine karşı duyduğu kıskançlık olarak” ifade eder. Gerçekte bilinç altında baskıladığı, ortaya çıkmasından korktuğu cinsel dürtülerin tezahürü müdür? Eğitimlerde gözü hep onun üzerindedir. Zorlanmasını, canının acımasını ister gibidir…

 

Claire Denis askerlerin eğitim çalışmalarını bir dans koreografisi ritminde, doğanın güzelliğinin içine hapseden bir görsellik içinde sunuyor. Tüm oyuncularını çekimlerden önce sıkı bir askeri eğitimden geçirmiş, oyuncular arasında sadece bir gerçek lejyoner yer almış. Bedenler çarpışıyor, öfke ve şiddet temas ediyor, terler akıyor.

 

Herman Melville’i Billy Budd adlı romanından serbest bir uyarlama olan öykü, aynı zamanda Benjamin Britten tarafından opera olarak da bestelenmiş. Filmde kullanılan Britten müziği kadrajları olağanüstü bütünlüyor. Denis film müziklerini özenle seçer, tema bütünlüğünü sağlayan öğeye dönüşür. Filmin en sürpriz bölümü şüphesiz Denis Lavant’ın tek kişilik dans gösterisi. Her türlü anlamlandırmaya açık serbest anlamlı bir sekans.

 

Saflığın, temizliğin temsili olan bir karakterin kötülük karşısındaki varoluş mücadelesinin şiirsel anlatımı ancak Claire Denis çapında bir sinemacının harcı olabilir.  

 

 

Your email address will not be published. Required fields are marked *